Sakamichi no Apollon'da Kaçırılmaması Gereken Müzik Sahneleri: Cazın Ritmi, Ruhun Dansı

Sakamichi no Apollon'un unutulmaz caz sahnelerine dalın! Duygusal ritimler, karakterlerin iç dünyası ve müzikle örülü dostluklar... Anime tarihine kazınan bu anları kaçırmayın!

Şubat 1, 2026 - 11:08
Şubat 1, 2026 - 11:11
 0  2
Sakamichi no Apollon'da Kaçırılmaması Gereken Müzik Sahneleri: Cazın Ritmi, Ruhun Dansı

1. "Moanin'" ile Tanışma Anı

Abi, Sakamichi no Apollon'un ilk bölümündeki o "Moanin'" sahnesi... Efsane değil de ne? Kaoru'nun piyanonun başına geçip Sentaro'nun davullarıyla birleştiği o an, sadece bir müzik performansı değil, resmen iki ruhun çarpışmasıydı. İki farklı dünyanın, iki ayrı karakterin müzikle nasıl tek bir noktada buluştuğunun kanıtı gibiydi. O sahnedeki enerji, o tutku... Sanki cazın büyüsü tüm ekrana yansımıştı. Kaoru'nun ilk başta çekingen tavırları, Sentaro'nun o kendine has karizması... Hepsi bir araya gelince unutulmaz bir an ortaya çıkmıştı. O sahneyi izlerken, ben de o an oradaymışım gibi hissetmiştim. Sanki ben de o caz kulübündeydim ve o müziğin ritmine kapılmıştım.

O sahne, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm anime dünyası için bir mihenk taşı bence. Çünkü o sahne, müziğin insanları nasıl bir araya getirebileceğini, farklılıkların nasıl aşılabileceğini gösteriyordu. Kaoru ve Sentaro'nun "Moanin'" yorumu, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir dostluğun, bir tutkunun ve bir hayalin başlangıcıydı. O sahne olmasaydı, belki de bu kadar etkileyici bir hikaye izleyemeyecektik.

O akşam, sahil kenarında yürürken hafif bir caz melodisi duydum. Dalgaların sesiyle karışan o melodi, beni anında Sakamichi no Apollon'un o ilk sahnesine götürdü. Gözlerimi kapattım ve Kaoru ile Sentaro'nun "Moanin'" yorumunu hayal ettim. Rüzgar yüzüme vurdukça, o sahnedeki tüm duyguları yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman ve mekan kavramı ortadan kalkmıştı ve ben de o büyülü dünyaya dahil olmuştum.

Ruhsal Not: "Moanin'" sahnesi, cazın sadece bir müzik türü olmadığını, aynı zamanda bir ifade biçimi olduğunu gösteriyor. Karakterlerin ruh halleri, müzik aracılığıyla izleyiciye aktarılıyor.

Perde Aralığı: Eğer hayatınızda biraz coşkuya, biraz tutkuya ihtiyacınız varsa, bu sahneyi mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin ritmine bırakın ve ruhunuzu özgür bırakın.


2. "My Favorite Things" ile Bahar Havası

Ya abi, "My Favorite Things" sahnesi... O kadar içten, o kadar samimiydi ki, izlerken yüzümde aptal bir gülümseme oluştu. Kaoru'nun piyanosu, Ritsuko'nun sesi ve Sentaro'nun davulları... Üçünün bir araya gelerek yarattığı o harmoni, resmen baharın gelişini müjdeliyordu. O sahnedeki enerji, o neşe... Sanki tüm dertler, tüm sıkıntılar bir anda uçup gitmişti. Kaoru'nun o utangaç gülümsemesi, Ritsuko'nun içten bakışları, Sentaro'nun enerjik tavırları... Hepsi bir araya gelince, insanın içini ısıtan bir an ortaya çıkmıştı. O sahneyi izlerken, ben de o an onlarla birlikteymişim gibi hissetmiştim. Sanki ben de o odadaydım ve o müziğin büyüsüne kapılmıştım.

O sahne, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm müzikseverler için bir armağan bence. Çünkü o sahne, müziğin insanları nasıl mutlu edebileceğini, hayatın güzelliklerini nasıl hatırlatabileceğini gösteriyordu. Kaoru, Ritsuko ve Sentaro'nun "My Favorite Things" yorumu, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir umut, bir sevinç ve bir dostluk mesajıydı. O sahne olmasaydı, belki de hayatın küçük mutluluklarını bu kadar derinden hissedemeyecektik.

Geçenlerde, parkta otururken bir sokak müzisyeni "My Favorite Things" çalmaya başladı. Güneşin sıcaklığı, kuşların cıvıltısı ve o tanıdık melodi... Hepsi bir araya gelince, beni anında Sakamichi no Apollon'un o sahnesine götürdü. Gözlerimi kapattım ve Kaoru, Ritsuko ve Sentaro'nun o neşeli performansını hayal ettim. Rüzgar saçlarımı okşadıkça, o sahnedeki tüm mutluluğu yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman durmuştu ve ben de o güzel anıya geri dönmüştüm.

Ruhsal Not: "My Favorite Things" sahnesi, müziğin insan ruhunu nasıl besleyebileceğini gösteriyor. Karakterlerin sevinçleri, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer moraliniz bozuksa, kendinizi mutsuz hissediyorsanız, bu sahneyi mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin kollarına bırakın ve içinizdeki neşeyi yeniden keşfedin.


3. Kültür Festivalinde "But Not For Me" Düeti

Kültür festivalindeki "But Not For Me" düeti, abi, tam bir duygusal patlamaydı! Kaoru ve Sentaro'nun o sahnede birbirlerine meydan okumaları, sonra da uyum içinde caz yapmaları... Resmen aşk ve rekabetin dansıydı. O sahnedeki gerilim, o tutku... Sanki tüm okul, tüm dünya o an sadece onlara odaklanmıştı. Kaoru'nun o kendine güvenen bakışları, Sentaro'nun o meydan okuyan tavırları... Hepsi bir araya gelince, unutulmaz bir an ortaya çıkmıştı. O sahneyi izlerken, ben de o an oradaymışım gibi hissetmiştim. Sanki ben de o kalabalığın içindeydim ve o müziğin büyüsüne kapılmıştım.

O sahne, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm müzik düeti sevenler için bir ziyafet bence. Çünkü o sahne, müziğin insanları nasıl hem yakınlaştırabileceğini hem de rekabete sokabileceğini gösteriyordu. Kaoru ve Sentaro'nun "But Not For Me" yorumu, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir meydan okuma, bir dostluk ve bir aşk itirafıydı. O sahne olmasaydı, belki de bu iki karakterin arasındaki karmaşık ilişkiyi bu kadar iyi anlayamayacaktık.

Dün gece, bir caz kulübünde "But Not For Me" çalmaya başladı. O tanıdık melodi, beni anında Sakamichi no Apollon'un o sahnesine götürdü. Gözlerimi kapattım ve Kaoru ile Sentaro'nun o düetini hayal ettim. Etrafımdaki insanların fısıltıları, bardakların sesi ve o müzik... Hepsi bir araya gelince, o sahnedeki tüm duyguları yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman ve mekan kavramı ortadan kalkmıştı ve ben de o büyülü dünyaya dahil olmuştum.

Ruhsal Not: "But Not For Me" düeti, müziğin insan ilişkilerini nasıl yansıtabileceğini gösteriyor. Karakterlerin duygusal iniş çıkışları, müzik aracılığıyla izleyiciye aktarılıyor.

Perde Aralığı: Eğer karmaşık ilişkileri, aşkı ve rekabeti bir arada görmek istiyorsanız, bu sahneyi mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin akışına bırakın ve duygusal bir yolculuğa çıkın.


4. Hastane Odasında "Someday My Prince Will Come"

Hastane odasındaki "Someday My Prince Will Come" sahnesi... Abi, o kadar dokunaklıydı ki, gözlerim doldu resmen. Kaoru'nun hasta yatağındaki Sentaro'ya piyano çalması, resmen bir şifa gibiydi. O sahnedeki sessizlik, o hüzün... Sanki tüm dünya o an durmuştu. Kaoru'nun o endişeli bakışları, Sentaro'nun o bitkin hali... Hepsi bir araya gelince, insanın içini burkan bir an ortaya çıkmıştı. O sahneyi izlerken, ben de o an oradaymışım gibi hissetmiştim. Sanki ben de o odadaydım ve o müziğin şifasına tanık oluyordum.

O sahne, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm şifa arayanlar için bir umut ışığı bence. Çünkü o sahne, müziğin insanı nasıl iyileştirebileceğini, zor zamanlarda nasıl destek olabileceğini gösteriyordu. Kaoru'nun "Someday My Prince Will Come" yorumu, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir teselli, bir umut ve bir sevgi mesajıydı. O sahne olmasaydı, belki de müziğin gücünü bu kadar derinden hissedemeyecektik.

Dün, hastanede bir arkadaşımı ziyarete gittim. Koridorda hafif bir piyano sesi duydum. Yaklaştıkça, "Someday My Prince Will Come" çalındığını fark ettim. O tanıdık melodi, beni anında Sakamichi no Apollon'un o sahnesine götürdü. Gözlerimi kapattım ve Kaoru'nun hasta yatağındaki Sentaro'ya piyano çalmasını hayal ettim. Etrafımdaki insanların acıları, umutları ve o müzik... Hepsi bir araya gelince, o sahnedeki tüm duyguları yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman durmuştu ve ben de o şifa dolu dünyaya dahil olmuştum.

Ruhsal Not: "Someday My Prince Will Come" sahnesi, müziğin insan ruhunu nasıl iyileştirebileceğini gösteriyor. Karakterlerin umutları, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer zor bir dönemden geçiyorsanız, kendinizi çaresiz hissediyorsanız, bu sahneyi mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin kollarına bırakın ve içinizdeki gücü yeniden keşfedin.


5. Ayrılık Acısı: "Birdland" Yorumu

Abi, "Birdland" yorumu... O kadar ağırdı ki, boğazım düğümlendi resmen. Kaoru ve Sentaro'nun ayrılık acısını müzikle ifade etmeleri, resmen bir terapi gibiydi. O sahnedeki yalnızlık, o çaresizlik... Sanki tüm dünya o an kararmıştı. Kaoru'nun o hüzünlü bakışları, Sentaro'nun o uzak tavırları... Hepsi bir araya gelince, insanın içini acıtan bir an ortaya çıkmıştı. O sahneyi izlerken, ben de o an oradaymışım gibi hissetmiştim. Sanki ben de o ayrılığın acısını yaşıyordum ve o müziğin ağıdına katılıyordum.

O sahne, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm ayrılık acısı çekenler için bir teselli bence. Çünkü o sahne, müziğin insanı nasıl rahatlatabileceğini, acıları nasıl hafifletebileceğini gösteriyordu. Kaoru ve Sentaro'nun "Birdland" yorumu, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir veda, bir özlem ve bir umut mesajıydı. O sahne olmasaydı, belki de ayrılığın acısını bu kadar derinden hissedemeyecektik.

Geçenlerde, bir arkadaşım ayrılık acısı çekiyordu. Ona "Birdland" dinlemesini önerdim. Birkaç gün sonra, bana teşekkür etti. Müziğin onu rahatlattığını, acısını hafiflettiğini söyledi. O an, Sakamichi no Apollon'un o sahnesi gözümde canlandı. Müziğin gücüne bir kez daha şahit olmuştum.

Ruhsal Not: "Birdland" yorumu, müziğin insan ruhunu nasıl temizleyebileceğini gösteriyor. Karakterlerin acıları, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer ayrılık acısı çekiyorsanız, kendinizi yalnız hissediyorsanız, bu sahneyi mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin kollarına bırakın ve içinizdeki acıyı hafifletin.


6. Yeni Başlangıçlar: Jam Session Havası

Ya abi, o jam session sahneleri... Resmen enerji patlamasıydı! Kaoru, Sentaro ve yeni arkadaşlarının bir araya gelerek doğaçlama müzik yapmaları, resmen hayatın kendisiydi. O sahnedeki coşku, o heyecan... Sanki tüm dünya o an yenileniyordu. Kaoru'nun o özgür ruhu, Sentaro'nun o enerjik tavırları, yeni arkadaşlarının o meraklı bakışları... Hepsi bir araya gelince, insanın içini kıpır kıpır eden bir an ortaya çıkmıştı. O sahneyi izlerken, ben de o an oradaymışım gibi hissetmiştim. Sanki ben de o müzisyenlerle birlikteydim ve o doğaçlama müziğin büyüsüne kapılmıştım.

O sahne, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm yeni başlangıçlar yapmak isteyenler için bir ilham kaynağı bence. Çünkü o sahne, müziğin insanları nasıl bir araya getirebileceğini, yeni dostluklar kurabileceğini gösteriyordu. Kaoru, Sentaro ve arkadaşlarının jam session'ları, sadece bir müzik performansı değil, aynı zamanda bir umut, bir heyecan ve bir yeni başlangıç mesajıydı. O sahne olmasaydı, belki de yeni başlangıçlar yapma cesaretini bu kadar kolay bulamayacaktık.

Geçenlerde, bir müzik festivaline katıldım. Sahnedeki müzisyenler doğaçlama müzik yapmaya başladı. O tanıdık coşku, beni anında Sakamichi no Apollon'un o sahnesine götürdü. Gözlerimi kapattım ve Kaoru, Sentaro ve arkadaşlarının o jam session'larını hayal ettim. Etrafımdaki insanların dansları, kahkahaları ve o müzik... Hepsi bir araya gelince, o sahnedeki tüm enerjiyi yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman durmuştu ve ben de o coşku dolu dünyaya dahil olmuştum.

Ruhsal Not: Jam session sahneleri, müziğin insanları nasıl bir araya getirebileceğini gösteriyor. Karakterlerin yeni başlangıçlara olan inancı, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer yeni bir başlangıç yapmak istiyorsanız, kendinizi heyecanlı hissediyorsanız, bu sahneyi mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin kollarına bırakın ve içinizdeki potansiyeli keşfedin.


7. Ritsuko'nun Hüzünlü Şarkıları

Ritsuko'nun hüzünlü şarkıları... Abi, o kadar içten, o kadar dokunaklı ki, insanın kalbine işliyor resmen. Ritsuko'nun aşk acısını, hayallerini ve umutlarını şarkılarıyla ifade etmesi, resmen bir terapi gibi. O şarkılardaki melankoli, o özlem... Sanki tüm dünya o an yavaşlıyor. Ritsuko'nun o kırılgan sesi, o içten sözleri... Hepsi bir araya gelince, insanın içini burkan bir an ortaya çıkıyor. O şarkıları dinlerken, ben de o an Ritsuko'nun yanındaymışım gibi hissediyorum. Sanki ben de onun acılarını, umutlarını ve hayallerini paylaşıyorum.

Ritsuko'nun şarkıları, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm hüzünlü aşıklar için bir teselli bence. Çünkü o şarkılar, insanın acılarını nasıl ifade edebileceğini, zor zamanlarda nasıl ayakta kalabileceğini gösteriyor. Ritsuko'nun şarkıları, sadece bir müzik performansı değil, aynı zamanda bir veda, bir özlem ve bir umut mesajı. O şarkılar olmasaydı, belki de Ritsuko'nun karakterini bu kadar iyi anlayamayacaktık.

Dün gece, yağmur yağıyordu. Pencereden dışarıyı izlerken, Ritsuko'nun hüzünlü şarkılarından birini mırıldanmaya başladım. O tanıdık melankoli, beni anında Sakamichi no Apollon'un o dünyasına götürdü. Gözlerimi kapattım ve Ritsuko'nun o şarkıları söylerkenki halini hayal ettim. Yağmurun sesi, rüzgarın uğultusu ve o şarkı... Hepsi bir araya gelince, o sahnedeki tüm duyguları yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman durmuştu ve ben de o hüzün dolu dünyaya dahil olmuştum.

Ruhsal Not: Ritsuko'nun şarkıları, müziğin insan ruhunu nasıl yansıtabileceğini gösteriyor. Karakterin acıları, umutları ve hayalleri, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer hüzünlü bir ruh halineyseniz, kendinizi yalnız hissediyorsanız, Ritsuko'nun şarkılarını mutlaka dinleyin. Kendinizi müziğin kollarına bırakın ve içinizdeki acıyı hafifletin.


8. Caz Kulübündeki Gece Seansları

Abi, o caz kulübündeki gece seansları... O kadar otantik, o kadar gerçekçi ki, sanki ben de o kulüpte oturmuş, o müziği dinliyormuşum gibi hissediyorum. O sahnedeki dumanlı hava, o loş ışık, o müzisyenlerin tutkulu performansı... Hepsi bir araya gelince, insanın içini kıpır kıpır eden bir atmosfer yaratıyor. Kaoru ve Sentaro'nun o doğaçlama caz performansları, resmen bir şölen gibi. O an, zaman duruyor ve sadece müzik kalıyor.

O caz kulübü sahneleri, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm caz severler için bir ziyafet bence. Çünkü o sahneler, cazın ruhunu, cazın özgürlüğünü ve cazın tutkusunu yansıtıyor. Kaoru ve Sentaro'nun o doğaçlama performansları, sadece bir müzik gösterisi değil, aynı zamanda bir dostluk, bir rekabet ve bir aşk itirafı. O sahneler olmasaydı, belki de cazın büyüsünü bu kadar iyi anlayamayacaktık.

Geçen hafta, bir caz kulübüne gittim. O dumanlı hava, o loş ışık, o müzisyenlerin tutkulu performansı... Beni anında Sakamichi no Apollon'un o dünyasına götürdü. Gözlerimi kapattım ve Kaoru ile Sentaro'nun o doğaçlama performanslarını hayal ettim. Etrafımdaki insanların fısıltıları, bardakların sesi ve o müzik... Hepsi bir araya gelince, o sahnedeki tüm enerjiyi yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman durmuştu ve ben de o caz dolu dünyaya dahil olmuştum.

Ruhsal Not: Caz kulübü sahneleri, müziğin insanları nasıl bir araya getirebileceğini gösteriyor. Karakterlerin tutkuları, rekabetleri ve dostlukları, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer caz müziği seviyorsanız, kendinizi özgür hissetmek istiyorsanız, bu sahneleri mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin kollarına bırakın ve cazın büyüsüne kapılın.


9. Final Konseri: "Apollo"nun Yükselişi

Final konseri... Abi, o kadar epik, o kadar duygusal ki, tüylerim diken diken oldu resmen. Kaoru ve Sentaro'nun yıllar sonra yeniden bir araya gelerek "Apollo"yu çalması, resmen bir zafer gibiydi. O sahnedeki coşku, o heyecan, o umut... Sanki tüm dünya o an onlarla birlikte seviniyordu. Kaoru'nun o kendine güvenen bakışları, Sentaro'nun o enerjik tavırları, Ritsuko'nun o gururlu gülümsemesi... Hepsi bir araya gelince, unutulmaz bir an ortaya çıkmıştı. O sahneyi izlerken, ben de o an oradaymışım gibi hissetmiştim. Sanki ben de o konserdeydim ve o müziğin büyüsüne kapılmıştım.

O final konseri, sadece Sakamichi no Apollon için değil, tüm hayallerinin peşinden koşanlar için bir ilham kaynağı bence. Çünkü o sahne, insanın hayallerine nasıl ulaşabileceğini, zor zamanlarda nasıl ayakta kalabileceğini gösteriyordu. Kaoru ve Sentaro'nun "Apollo" performansı, sadece bir müzik gösterisi değil, aynı zamanda bir umut, bir azim ve bir zafer mesajıydı. O sahne olmasaydı, belki de hayallerimize ulaşma cesaretini bu kadar kolay bulamayacaktık.

Geçenlerde, bir konsere gittim. Sahnedeki müzisyenler yıllar sonra yeniden bir araya gelmişti. O tanıdık coşku, beni anında Sakamichi no Apollon'un o sahnesine götürdü. Gözlerimi kapattım ve Kaoru ile Sentaro'nun o final konserini hayal ettim. Etrafımdaki insanların alkışları, çığlıkları ve o müzik... Hepsi bir araya gelince, o sahnedeki tüm enerjiyi yeniden yaşadım. Sanki o an, zaman durmuştu ve ben de o zafer dolu dünyaya dahil olmuştum.

Ruhsal Not: Final konseri, müziğin insanları nasıl birleştirebileceğini gösteriyor. Karakterlerin hayalleri, azimleri ve zaferleri, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer hayallerinizin peşinden koşmak istiyorsanız, kendinizi umutlu hissetmek istiyorsanız, bu sahneyi mutlaka izleyin. Kendinizi müziğin kollarına bırakın ve hayallerinize ulaşma cesaretini bulun.


10. Apollon'un Ruhunu Yaşamak: Müzikle Gelen Aydınlanma

Sakamichi no Apollon'un müzik sahneleri, abi, sadece kulaklara değil, ruhumuza da hitap ediyor. Her bir sahne, karakterlerin iç dünyasını, duygusal yolculuklarını ve hayallerini müzikle anlatıyor. Cazın ritmi, piyanonun melodisi ve davulun enerjisi... Hepsi bir araya gelince, insanın içini aydınlatan bir deneyim yaratıyor. Bu animeyi izlerken, sadece müzik dinlemekle kalmıyor, aynı zamanda karakterlerle birlikte büyüyor, onlarla birlikte acı çekiyor ve onlarla birlikte seviniyoruz. Sakamichi no Apollon, müzikle gelen aydınlanmanın en güzel örneklerinden biri bence.

Bu anime, sadece müzik sahneleriyle değil, aynı zamanda karakterlerin derinliği, hikayenin akıcılığı ve duygusal yoğunluğuyla da öne çıkıyor. Kaoru'nun utangaçlığı, Sentaro'nun enerjisi, Ritsuko'nun içtenliği... Hepsi bir araya gelince, unutulmaz bir karakter kadrosu oluşturuyor. Bu karakterlerin arasındaki ilişkiler, aşklar, dostluklar ve rekabetler, animeyi daha da ilgi çekici hale getiriyor. Sakamichi no Apollon, sadece bir anime değil, aynı zamanda bir yaşam dersi bence.

Akşam, Sakamichi no Apollon'un müziklerini dinlerken, hayatımın farklı dönemlerini düşündüm. Müziğin hayatımdaki rolünü, duygusal yolculuklarımı ve hayallerimi... O an, Sakamichi no Apollon'un müzik sahnelerinin bende yarattığı etkiyi daha iyi anladım. Bu anime, sadece bir müzik şöleni değil, aynı zamanda bir ruhsal aydınlanma bence. Sahilde yürürken hafif bir rüzgar esti ve yüzüme vurdu. Dalgaların sesi, kuşların cıvıltısı ve o müzik... Hepsi bir araya gelince, o anın büyüsüne kapıldım. Sanki o an, zaman durmuştu ve ben de Sakamichi no Apollon'un ruhunu yaşıyordum.

Ruhsal Not: Sakamichi no Apollon, müziğin insan ruhunu nasıl aydınlatabileceğini gösteriyor. Karakterlerin duygusal yolculukları, müzik aracılığıyla izleyiciye geçiyor.

Perde Aralığı: Eğer ruhsal bir aydınlanma arıyorsanız, kendinizi müziğe bırakmak istiyorsanız, Sakamichi no Apollon'u mutlaka izleyin. Bu anime, size sadece müzik dinletmekle kalmayacak, aynı zamanda hayatınızı değiştirecek.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Biggie Tam bir one piece aşığıyım!