InuYasha evreninde en çok yapılan karakter hataları: Ruhani Savaşçıların Gölge Yanları

InuYasha evrenindeki karakterlerin en büyük hataları nelerdi? Aşk, intikam, güç arzusu... Tüm bu duyguların gölgesinde yapılan yanlış seçimler, anime tarihine damga vuran unutulmaz anlara yol açtı. Gel, bu hatalara yakından bakalım!

Şubat 28, 2026 - 08:03
Şubat 28, 2026 - 08:03
 0  0
InuYasha evreninde en çok yapılan karakter hataları: Ruhani Savaşçıların Gölge Yanları

1. InuYasha'nın Kagome'ye Olan Güvensizliği

Ya abi, InuYasha'nın Kagome'ye olan güvensizliği beni deli ediyor! Tamam, Kikyo'nun acısı büyük anlıyorum da, sürekli Kagome'yi Kikyo ile kıyaslaması, onun da kalbini paramparça etti. Düşünsene, sürekli geçmişin hayaletiyle savaşıyorsun ve sevgilin sana zerre güvenmiyor. Kagome, defalarca InuYasha'yı kurtardı, ona olan sevgisini kanıtladı ama InuYasha bir türlü o duvarı yıkamadı. Bu güvensizlik yüzünden neler neler yaşandı, kavgalar, ayrılıklar... Hatta bir ara Naraku bile bu durumu kullandı, ortalığı iyice karıştırdı.

Kagome, resmen bir melek gibiydi. Sürekli affetti, sabretti, sevgiyle yaklaştı. Ama InuYasha'nın o inatçılığı, geçmişe takılı kalması, Kagome'ye çok büyük haksızlıktı. Yani biraz empati yapsa, Kagome'nin ne kadar özel olduğunu anlardı. Ama yok, illa burnunun dikine gidecek. Bu güvensizlik, sadece ilişkilerini değil, tüm ekibin moralini bozdu, gereksiz yere düşmanlara koz verdi.

Sonuçta, InuYasha'nın bu hatası, Kagome'nin fedakarlığı ve sevgisi sayesinde düzeldi diyebiliriz. Ama o süreçte Kagome'nin yaşadığı acıları kimse unutamaz. Keşke InuYasha biraz daha aklı başında davransaydı da, bu kadar drama yaşanmasaydı be abi.

Ruhsal Not: InuYasha'nın güvensizliği, geçmiş travmaların ve çözülmemiş acıların bir yansıması. Bu durum, karakterin ruhsal gelişimini engelledi ve ilişkilerinde derin yaralar açtı.

Perde Aralığı: İlişkilerde güvenin ne kadar önemli olduğunu anlamak için, yağmurlu bir günde, battaniye altında sıcak çikolata eşliğinde izlenebilir.


2. Sesshomaru'nun İnsanlara Karşı Duyduğu Aşağılama

Sesshomaru, baştan aşağı cool bir karakter tamam da, o insanlara karşı duyduğu aşağılama beni sinir ediyor. Tamam, safkan bir iblis olabilirsin, güçlü olabilirsin ama bu, diğer canlıları hor görme hakkını sana vermez ki! Özellikle Rin'e olan davranışları ilk başlarda çok garipti. Sanki bir evcil hayvan gibi yanında taşıyordu, duygularını zerre umursamıyordu.

Sesshomaru'nun bu aşağılaması, onun yalnızlığına ve içsel boşluğuna işaret ediyor bence. Kendini herkesten üstün görmesi, aslında bir savunma mekanizması. Çünkü derinlerde o da sevgiye, şefkate ihtiyaç duyuyor. Ama bunu bir türlü kabullenemiyor, gururundan ödün vermek istemiyor. Rin sayesinde yavaş yavaş değişti, insanlara karşı daha anlayışlı oldu ama o ilk halleri tam bir felaketti.

Düşünsene, sürekli etrafındaki insanları küçümsüyorsun, onların duygularını hiçe sayıyorsun. Bu, sadece onlara değil, sana da zarar verir. Çünkü empati kuramadığın, sevgi gösteremediğin sürece gerçek mutluluğu yakalayamazsın. Sesshomaru'nun bu hatası, Rin'in sevgisiyle düzeldi diyebiliriz. Ama keşke bu kadar zaman kaybetmeseydi be abi.

Ruhsal Not: Sesshomaru'nun aşağılaması, kibir ve gururun insanı nasıl kör edebileceğinin bir göstergesi. Bu durum, karakterin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmasını engelledi ve ilişkilerinde derin uçurumlar yarattı.

Perde Aralığı: Kendini beğenmişliğin ve önyargıların üstesinden gelmek için, sakin bir akşamda, yıldızları izleyerek düşünülebilir.


3. Naraku'nun Herkesi Manipüle Etmesi

Naraku, tam bir şeytan tüyü! Herkesi parmağında oynatıyor, yalanlarıyla, oyunlarıyla ortalığı karıştırıyor. Zaten bu manipülasyonları yüzünden InuYasha ve Kagome neler çekti, bir bilseniz. Sürekli onları birbirine düşürmeye çalıştı, güvensizlik tohumları ekti, en yakın arkadaşlarını bile birbirine düşman etti. Naraku'nun bu kadar başarılı olmasının sebebi, insanların zaaflarını çok iyi bilmesi.

Naraku, aslında çok acınası bir karakter. Çünkü kalbi o kadar karanlık ki, sevgiyi, şefkati zerre bilmiyor. Tek amacı, başkalarına acı çektirmek, onları manipüle etmek. Bu manipülasyonlar, onun içindeki boşluğu doldurmaya yarıyor sanki. Ama ne kadar insanı manipüle etse de, o içindeki boşluk bir türlü dolmuyor. Çünkü gerçek mutluluk, başkalarına zarar vermekle değil, sevgi ve şefkatle elde edilir.

Naraku'nun bu hatası, onun sonunu getirdi diyebiliriz. Çünkü en sonunda, kendi manipülasyonlarının kurbanı oldu. Etrafındaki herkes ona sırtını döndü, yalnız kaldı ve kaybetti. Keşke Naraku, bu kadar karanlığa gömülmeseydi de, biraz sevgiyle yaklaşmayı deneseydi be abi.

Ruhsal Not: Naraku'nun manipülasyonları, kontrol ve güç arzusunun insanı nasıl yozlaştırabileceğinin bir örneği. Bu durum, karakterin ruhunu kararttı ve onu yalnızlığa mahkum etti.

Perde Aralığı: Başkalarını manipüle etmenin sonuçlarını anlamak için, fırtınalı bir gecede, mum ışığında düşünülmeli.


4. Kikyo'nun İntikam Hırsı

Kikyo'nun intikam hırsı beni çok üzüyor ya. Tamam, Naraku tarafından kandırıldı, InuYasha'ya olan aşkı ihanete dönüştü ama bu, tüm dünyadan intikam alma hakkını ona vermez ki! Sürekli geçmişe takılı kalması, onu bugünden ve gelecekten uzaklaştırdı. İntikam hırsı, onun ruhunu kararttı, onu bambaşka birine dönüştürdü. Oysa ki, Kikyo eskiden ne kadar iyi, ne kadar şefkatli bir karakterdi.

Kikyo'nun intikam hırsı, onun acısını dindirmek yerine, daha da arttırdı. Çünkü intikam almak, hiçbir zaman gerçek bir çözüm değildir. Sadece kısa süreli bir tatmin sağlar, sonra o boşluk daha da büyür. Kikyo, bu hatası yüzünden birçok insanın canını yaktı, gereksiz yere düşmanlıklar yarattı. Oysa ki, affetmeyi denese, belki de daha mutlu olabilirdi.

Kikyo'nun bu hatası, onun ölümüne kadar devam etti diyebiliriz. En sonunda, InuYasha'ya olan aşkıyla yüzleşti ve huzur içinde öldü. Ama keşke bu kadar geç kalmasaydı da, intikam hırsından kurtulup biraz sevgiyle yaklaşmayı deneseydi be abi.

Ruhsal Not: Kikyo'nun intikam hırsı, affetmenin zorluğunu ve intikamın yıkıcı etkilerini gösteriyor. Bu durum, karakterin ruhunu zehirledi ve onu gerçek mutluluktan uzaklaştırdı.

Perde Aralığı: İntikamın anlamsızlığını anlamak için, güneşli bir günde, doğayla iç içe yürüyüş yaparak düşünülebilir.


5. Miroku'nun Kadınlara Düşkünlüğü

Miroku, tam bir çapkın ya! Her gördüğü kadına asılıyor, sürekli elini poposuna koymaya çalışıyor. Tamam, komik bir karakter ama bu davranışları bazen çok sinir bozucu oluyor. Sango'yu deli ediyor, sürekli kavga ediyorlar. Miroku'nun bu düşkünlüğü, onun içindeki güvensizlikten kaynaklanıyor bence. Kendini kanıtlamak için sürekli kadınların ilgisini çekmeye çalışıyor.

Miroku'nun bu düşkünlüğü, onun ilişkilerini zedeliyor, Sango'yu çok üzüyor. Çünkü sürekli bir güvensizlik ortamı yaratıyor, Sango'nun ona olan sevgisini sorgulamasına neden oluyor. Miroku, bu hatası yüzünden Sango'yu defalarca kaybetti, geri kazanmak için çok uğraştı. Oysa ki, biraz daha ciddi davransa, Sango'nun ona olan sevgisini hak etse, bu kadar drama yaşanmayacaktı.

Miroku'nun bu hatası, Sango'nun sabrı ve sevgisi sayesinde düzeldi diyebiliriz. Ama o süreçte Sango'nun yaşadığı acıları kimse unutamaz. Keşke Miroku biraz daha aklı başında davransaydı da, Sango'yu bu kadar üzmeseydi be abi.

Ruhsal Not: Miroku'nun kadınlara düşkünlüğü, güvensizlik ve onay arayışının bir yansıması. Bu durum, karakterin ilişkilerinde sorunlara yol açtı ve onu gerçek sevgiden uzaklaştırdı.

Perde Aralığı: İlişkilerde sadakatin ve saygının önemini anlamak için, sakin bir akşamda, sevdiklerinizle sohbet ederek düşünülebilir.


6. Sango'nun Ailesine Aşırı Bağlılığı

Sango, ailesine çok düşkün tamam da, bazen bu bağlılık onu kör ediyor. Kardeşi Kohaku için her şeyi yapmaya hazır, hatta bazen kendi canını bile tehlikeye atıyor. Anlıyorum, kardeş sevgisi çok önemli ama bazen gerçekleri görmezden geliyor, Kohaku'nun yaptığı yanlışları affediyor. Bu aşırı bağlılık, onu mantıklı düşünmekten alıkoyuyor, gereksiz riskler almasına neden oluyor.

Sango'nun bu bağlılığı, Kohaku'nun manipüle edilmesine de yol açtı. Naraku, Kohaku'yu kullanarak Sango'yu defalarca tuzağa düşürdü, onu zor durumlara soktu. Sango, bu hatası yüzünden birçok kez yaralandı, hatta ölümden döndü. Oysa ki, biraz daha mesafeli durabilse, Kohaku'nun gerçek niyetlerini anlayabilse, bu kadar acı çekmeyecekti.

Sango'nun bu hatası, Kohaku'nun kendi iradesiyle Naraku'dan kurtulmasıyla düzeldi diyebiliriz. Ama o süreçte Sango'nun yaşadığı acıları kimse unutamaz. Keşke Sango biraz daha aklı başında davransaydı da, ailesine olan sevgisini mantıkla dengeleyebilseydi be abi.

Ruhsal Not: Sango'nun ailesine aşırı bağlılığı, sevginin bazen kör edebileceğini ve mantıklı düşünmeyi engelleyebileceğini gösteriyor. Bu durum, karakterin kendi hayatını tehlikeye atmasına ve manipülasyona açık hale gelmesine neden oldu.

Perde Aralığı: Aile sevgisinin ve sorumluluğunun sınırlarını anlamak için, ormanda yürüyüş yaparken, doğanın dengesini gözlemleyerek düşünülebilir.


7. Kohaku'nun Hafıza Kaybına Rağmen Naraku'ya İtaat Etmesi

Kohaku'nun hafızası yok tamam da, yine de Naraku'ya itaat etmesi beni sinir ediyor. Tamam, hafızası silinmiş olabilir, Naraku tarafından kontrol ediliyor olabilir ama içinde bir yerlerde bir şeyler hissetmesi lazım. Sango'ya zarar verdiğini, kötü şeyler yaptığını bilmesi lazım. Ama yok, sanki robot gibi Naraku'nun emirlerini yerine getiriyor. Bu itaat, onun karakterini zayıflatıyor, onu sadece bir kukla haline getiriyor.

Kohaku'nun bu itaati, Sango'yu çok üzüyor, onu çaresiz bırakıyor. Çünkü kardeşine zarar vermek istemiyor, onu kurtarmak istiyor ama Kohaku bir türlü uyanmıyor. Sango, bu hatası yüzünden defalarca yaralandı, hatta ölümden döndü. Oysa ki, Kohaku biraz dirense, Naraku'nun kontrolünden kurtulmaya çalışsa, Sango'nun işi çok daha kolay olurdu.

Kohaku'nun bu hatası, kendi iradesiyle Naraku'dan kurtulmasıyla düzeldi diyebiliriz. Ama o süreçte Kohaku'nun ve Sango'nun yaşadığı acıları kimse unutamaz. Keşke Kohaku biraz daha güçlü olsaydı da, Naraku'ya karşı direnebilseydi be abi.

Ruhsal Not: Kohaku'nun hafıza kaybına rağmen Naraku'ya itaat etmesi, iradenin ve özgürlüğün önemini vurguluyor. Bu durum, karakterin kendi potansiyelini gerçekleştirmesini engelledi ve onu kötücül bir gücün oyuncağı haline getirdi.

Perde Aralığı: İradenin gücünü ve özgürlüğün değerini anlamak için, dağların zirvesine tırmanırken, zorlukların üstesinden gelerek düşünülebilir.


8. Kagura'nın Naraku'dan Kurtulma Çabalarının Yetersizliği

Kagura, Naraku'dan kurtulmak istiyor tamam da, çabaları çok yetersiz kalıyor. Sürekli planlar yapıyor, ittifaklar kuruyor ama bir türlü başarılı olamıyor. Sanki bir şeyler onu engelliyor, onu Naraku'ya bağlıyor. Belki de korkuyor, belki de umudunu yitirmiş. Ama bu yetersizlik, onun sonunu hazırlıyor, onu Naraku'nun elinde bir oyuncak haline getiriyor.

Kagura'nın bu yetersizliği, diğer karakterlerin de ona güvenmemesine neden oluyor. Kimse ona tam olarak inanmıyor, herkes onu potansiyel bir tehlike olarak görüyor. Kagura, bu hatası yüzünden yalnız kalıyor, destek alamıyor. Oysa ki, biraz daha cesur olsa, biraz daha kararlı olsa, belki de Naraku'dan kurtulmayı başarabilirdi.

Kagura'nın bu hatası, Naraku tarafından öldürülmesiyle son buldu diyebiliriz. Ama ölmeden önce, özgürlüğe olan özlemini dile getirdi ve InuYasha'dan yardım istedi. Keşke Kagura biraz daha erken harekete geçseydi de, özgürlüğüne kavuşabilseydi be abi.

Ruhsal Not: Kagura'nın Naraku'dan kurtulma çabalarının yetersizliği, korkunun ve umutsuzluğun insanı nasıl felce uğratabileceğini gösteriyor. Bu durum, karakterin potansiyelini gerçekleştirmesini engelledi ve onu trajik bir sona sürükledi.

Perde Aralığı: Özgürlüğün değerini ve cesaretin önemini anlamak için, kuşların gökyüzünde özgürce uçuşunu izlerken düşünülebilir.


9. Kanna'nın Duygusuzluğu

Kanna, tamam Naraku'nun yaratığı olabilir ama o kadar duygusuz olması beni üzüyor. Hiçbir şey hissetmiyor, hiçbir şey umursamıyor. Sanki bir robot gibi, sadece Naraku'nun emirlerini yerine getiriyor. Bu duygusuzluk, onun karakterini çok sönük yapıyor, onu sadece bir araç haline getiriyor. Oysa ki, içinde bir yerlerde bir şeyler hissetse, belki de Naraku'ya karşı gelebilirdi.

Kanna'nın bu duygusuzluğu, diğer karakterlerin de ona acımasına neden oluyor. Kimse ona kızamıyor, herkes onu bir kurban olarak görüyor. Kanna, bu hatası yüzünden yalnız kalıyor, sevgi göremiyor. Oysa ki, biraz duygu gösterebilse, belki de diğer karakterlerle bağ kurabilirdi.

Kanna'nın bu hatası, Naraku tarafından öldürülmesiyle son buldu diyebiliriz. Ama ölmeden önce, Kagome'ye Naraku hakkında bir ipucu verdi ve ona yardım etti. Keşke Kanna biraz daha erken harekete geçseydi de, duygularını keşfedebilseydi be abi.

Ruhsal Not: Kanna'nın duygusuzluğu, duyguların insanı insan yapan en önemli özelliklerden biri olduğunu vurguluyor. Bu durum, karakterin potansiyelini gerçekleştirmesini engelledi ve onu sadece bir araç haline getirdi.

Perde Aralığı: Duyguların değerini ve önemini anlamak için, sevdiğiniz bir müzik parçasını dinlerken, duygularınıza odaklanarak düşünülebilir.


10. Tüm Karakterlerin Naraku'yu Erken Fark Edememesi

Abi şimdi düşünüyorum da, tüm karakterlerin Naraku'nun ne kadar tehlikeli olduğunu erken fark edememesi de büyük bir hata değil mi? Yani adam resmen her taşın altından çıkıyor, herkesi manipüle ediyor, ortalığı karıştırıyor ama kimse "Ya bu adamda bir iş var" demiyor. Özellikle InuYasha ve Kagome, sürekli Naraku'nun oyunlarına geliyor, sürekli tuzağa düşüyor. Bu kadar saf olmak da biraz fazla değil mi?

Bu farkındalık eksikliği, Naraku'nun güçlenmesine, daha fazla insanı manipüle etmesine neden oldu. Naraku, bu sayede yıllarca planlarını uygulamaya devam etti, birçok insanın hayatını mahvetti. Oysa ki, karakterler biraz daha dikkatli olsaydı, Naraku'nun gerçek niyetlerini erken anlayabilseydi, bu kadar acı yaşanmayacaktı.

Neyse ki, en sonunda tüm karakterler bir araya geldi ve Naraku'ya karşı güçlerini birleştirdi. Ama bu süreçte çok kayıp verdiler, çok acı çektiler. Keşke karakterler biraz daha uyanık olsaydı da, Naraku'nun oyunlarına gelmeseydi be abi. Akşam üzeri deniz kenarında oturmuş, dalgaların sesini dinliyorum. Hafif bir rüzgar esiyor, yüzüme vuruyor. Gökyüzü turuncuya çalıyor, güneş batmak üzere. InuYasha'yı düşünüyorum, o hataları, o dersleri... Hayat da böyle değil mi zaten? Hatalarımızdan ders çıkarıp, daha iyi birer insan olmaya çalışıyoruz. Tıpkı InuYasha gibi... Belki de bu yüzden bu animeyi bu kadar çok seviyorum.

Ruhsal Not: Karakterlerin Naraku'yu erken fark edememesi, dikkatin ve farkındalığın önemini vurguluyor. Bu durum, kötü niyetli insanların planlarını uygulamasına ve daha fazla zarar vermesine olanak sağladı.

Perde Aralığı: Dikkatinizi ve farkındalığınızı artırmak için, doğada yürüyüş yaparken, çevrenizdeki detaylara odaklanarak düşünülebilir.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Biggie Tam bir one piece aşığıyım!