"Kedim Oda Arkadaşım" anime yapım hataları nelerdir?: Miyav dedik, işler karıştı!
"Kedim Oda Arkadaşım" animesini izlerken "Neler oluyor ya?" dediğin yerler mi var? İşte o hatalar, o tuhaflıklar, o "Acaba ben mi yanlış görüyorum?" dedirten anlar... Hepsi burada, gel beraber kafa yoralım!
1. Animasyon Kalitesi: Miyav mı dedi, piksel mi kustu?
Abi şimdi dürüst olalım, "Kedim Oda Arkadaşım" bazı sahnelerde animasyon kalitesiyle bizi biraz hayal kırıklığına uğratmadı değil. Özellikle hareketli sahnelerde, karakterlerin yüz ifadelerinde bir tuhaflık, bir "Bunu çizerken aceleleri mi vardı?" hissi oluşuyor. Arka planlar bazen detaydan yoksun, sanki stajyer çizmiş gibi. Tamam, bütçe kısıtlamaları falan anlarım da, yani biraz daha özen gösterilemez miydi be? Özellikle o dönüşüm sahnelerinde, Sugar'ın kedi halinden insan formuna geçtiği anlarda, biraz daha efekt, biraz daha "vay be" dedirtecek bir şeyler bekliyordum. Ama ne yazık ki, o anlarda bile bir basitlik, bir "olmuş işte" tavrı seziliyor. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim.
Düşünsene, mangada o kadar detay var, o kadar güzel çizimler var, animeye aktarırken neden bu kadar basite indirgenmiş? Belki de yapımcılar, "Nasılsa kedi var, izlenir" diye düşünmüşlerdir, kim bilir? Ama biz anime severler olarak, biraz daha kalite, biraz daha özen bekliyoruz. Yoksa böyle, "eh işte" diye geçiştirilen yapımlar, anime dünyasının itibarını zedeliyor, haberleri olsun. Tabii ki, animenin genel atmosferi ve komedi unsurları bu eksikliği bir nebze kapatıyor ama yine de gözümüz o hataları affetmiyor.
Animasyon kalitesindeki bu dalgalanmalar, hikayenin akışını da etkiliyor. Özellikle duygusal sahnelerde, karakterlerin mimikleri yetersiz kalınca, o duygu seyirciye tam olarak geçmiyor. Mesela, Hiroki'nin Sugar'a olan hislerini anladığı o önemli sahnede, animasyon biraz daha iyi olsaydı, o sahne çok daha etkileyici olabilirdi. Ama ne yazık ki, o sahnede bile bir "yarım yamalak" hissi vardı. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve animasyon kalitesi biraz daha yükselir.
Ruhsal Not: Animasyon hataları, bazen bir karakterin iç dünyasını yansıtmak için kullanılabilir mi? Belki de Sugar'ın karmaşık kişiliği, animasyondaki o tuhaflıklarla daha da vurgulanmak istenmiştir. Kim bilir, belki de bu bir sanattır!
Perde Aralığı: Eğer animasyon hatalarına çok takılmıyorsan ve sadece eğlenmek istiyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Ama mükemmeliyetçi bir animeciysen, biraz sabırlı olman gerekebilir. Yanına bolca atıştırmalık al ve hataları görmezden gelmeye çalış.
2. Karakter Tasarımlarındaki Tutarsızlıklar: Sugar'ın saçı neden her bölümde değişiyor?
Ya şimdi karakter tasarımları da başlı başına bir olay. Bazen Sugar'ı görüyorum, diyorum ki "Bu kız aynı anime'den mi?". Saç rengi mi dersin, göz şekli mi dersin, her bölümde bir değişiklik var gibi. Tamam, anime dünyasında karakterlerin görünüşünde ufak tefek değişiklikler olur da, bu kadarı biraz fazla değil mi? Özellikle yan karakterlerde bu tutarsızlık daha da belirgin. Bir bölümde çok detaylı çizilmiş bir karakter, diğer bölümde sanki aceleyle karalanmış gibi durabiliyor. Bu durum, animeye olan bağlılığı zedeliyor, çünkü karakterlerle bir bağ kurmakta zorlanıyorsun.
Hiroki'nin tasarımında da bazı tutarsızlıklar var. Bazen çok yakışıklı, bazen de "Bu mu yani?" dedirtiyor. Özellikle yüz hatlarındaki değişiklikler çok dikkat çekici. Bir sahnede keskin hatlı, karizmatik bir tipken, diğer sahnede daha yumuşak, daha çocuksu bir ifadeye bürünüyor. Bu durum, karakterin genel imajını zedeliyor ve seyirciyi şaşırtıyor. Yani, bir karakterin görünüşünde bu kadar tutarsızlık olması, anime dünyasında pek hoş karşılanan bir durum değil.
Bu tutarsızlıkların nedeni ne olabilir diye düşündüm. Belki de farklı animatörler çalıştığı için, her animatör karakterleri kendi tarzında çiziyor olabilir. Ya da belki de yapımcılar, karakterlerin görünüşünü sürekli değiştirerek, seyircinin ilgisini canlı tutmaya çalışıyorlardır. Ama ne olursa olsun, bu tutarsızlıklar, animeye olan genel kalite algısını düşürüyor ve seyirciyi rahatsız ediyor. Umarım ilerleyen bölümlerde bu sorun çözülür ve karakter tasarımlarında daha tutarlı bir çizgi izlenir.
Ruhsal Not: Belki de karakter tasarımlarındaki bu tutarsızlıklar, karakterlerin iç dünyasındaki karmaşayı yansıtıyor. Sugar'ın sürekli değişen görünüşü, onun kimlik arayışının bir metaforu olabilir mi? Düşünmesi bile heyecan verici!
Perde Aralığı: Eğer karakter tasarımlarına çok takılmıyorsan ve hikayenin genel akışına odaklanabiliyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Ama görsel detaylara önem veren biriysen, biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsin. Yanına bir not defteri al ve karakterlerin hangi bölümde nasıl göründüğünü not alarak, kendi karakter tasarım rehberini oluşturabilirsin.
3. Senaryo Boşlukları: Bu olay örgüsü nereye gidiyor böyle?
Şimdi gelelim senaryoya. "Kedim Oda Arkadaşım"ın senaryosunda bazı boşluklar, bazı mantık hataları yok değil. Özellikle bazı olayların neden yaşandığı, karakterlerin neden öyle davrandığı tam olarak açıklanmıyor. Mesela, Sugar'ın neden birdenbire insan formuna dönüştüğü, bu dönüşümün kuralları nelerdir, bu konular pek detaylı işlenmemiş. Tamam, anime fantastik bir evrende geçiyor olabilir ama yine de bazı temel mantık kurallarına uymak gerekiyor. Yoksa seyirci, "Ne oluyor ya?" diye afallıyor ve hikayeye olan ilgisini kaybediyor.
Hiroki'nin Sugar'a olan ani ilgisi de biraz havada kalmış. Tamam, kedi seviyor olabilir ama bir anda bir kediye aşık olmak, biraz hızlı bir geçiş değil mi? Bu ilişkinin nasıl geliştiği, aralarındaki bağın nasıl güçlendiği daha detaylı anlatılabilirdi. Özellikle Hiroki'nin iç dünyası, Sugar'a olan hisleri daha derinlemesine incelenebilirdi. Ama ne yazık ki, bu konular yüzeysel geçiştirilmiş ve seyirci tatmin olmamış.
Senaryodaki bu boşluklar, hikayenin genel akışını da etkiliyor. Bazı olaylar anlamsızlaşıyor, bazı karakterlerin motivasyonları anlaşılmaz hale geliyor. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve senaryo daha tutarlı, daha mantıklı bir hale getirilir. Yoksa böyle, "eh işte" diye geçiştirilen senaryolar, anime dünyasının itibarını zedeliyor, haberleri olsun.
Ruhsal Not: Belki de senaryodaki bu boşluklar, hayatın kendisindeki belirsizlikleri yansıtıyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, animede de her şeyin bir açıklaması olmak zorunda değil. Bazen sadece akışa bırakmak gerekiyor.
Perde Aralığı: Eğer senaryo hatalarına çok takılmıyorsan ve sadece eğlenmek istiyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Ama mantık arayan, detaylara önem veren biriysen, biraz sabırlı olman gerekebilir. Yanına bir kalem kağıt al ve senaryodaki boşlukları kendin doldurarak, kendi alternatif hikayeni oluşturabilirsin.
4. Müzik Kullanımı: Sahneye uygun mu, yoksa rastgele mi çalıyor?
Abi müzikler de bazen havada kalıyor ya. Hani bazı sahnelerde müzik o kadar alakasız ki, "Acaba yanlış şarkı mı çalıyor?" diye düşünüyorsun. Duygusal bir sahnede birdenbire neşeli bir müzik giriyor, aksiyon sahnelerinde de tam tersi, slow bir parça çalıyor. Yani, müziklerin sahneyle uyumlu olması, o sahnenin etkisini artırır, ama bu animede o uyumu pek göremiyoruz. Sanki müzikleri seçen kişi, animeyi izlemeden rastgele şarkılar seçmiş gibi.
Özellikle Sugar'ın dönüşüm sahnelerinde çalan müzikler çok basit ve sıradan. O sahnelerin daha epik, daha etkileyici olması için, daha güçlü, daha akılda kalıcı müzikler kullanılması gerekirdi. Ama ne yazık ki, o sahnelerde bile bir basitlik, bir "olmuş işte" tavrı seziliyor. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim.
Müzik seçimindeki bu hatalar, hikayenin akışını da etkiliyor. Özellikle duygusal sahnelerde, müzikler yetersiz kalınca, o duygu seyirciye tam olarak geçmiyor. Mesela, Hiroki'nin Sugar'a olan hislerini anladığı o önemli sahnede, müzik biraz daha iyi olsaydı, o sahne çok daha etkileyici olabilirdi. Ama ne yazık ki, o sahnede bile bir "yarım yamalak" hissi vardı. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve müzik kullanımı biraz daha özenli hale getirilir.
Ruhsal Not: Belki de müzik seçimindeki bu hatalar, hayatın kendisindeki uyumsuzlukları yansıtıyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, animede de her şeyin mükemmel olması gerekmiyor. Bazen uyumsuzluklar bile bir anlam ifade edebilir.
Perde Aralığı: Eğer müziklere çok takılmıyorsan ve sadece hikayeye odaklanabiliyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Ama müziklerin senin için önemli olduğunu düşünüyorsan, biraz sabırlı olman gerekebilir. Yanına kendi müziklerini al ve animeyi izlerken kendi soundtrack'ini oluşturabilirsin.
5. Karakter Gelişimi: Hiroki neden hala aynı Hiroki?
Karakter gelişimi nerede abi? Hiroki ilk bölümdeki gibi, son bölümdeki gibi. Hiçbir değişim yok, hiçbir derinleşme yok. Sanki anime boyunca sadece Sugar'ın etrafında dönüyor, kendi kişiliği hiç gelişmiyor. Tamam, Sugar başrolde olabilir ama Hiroki'nin de bir karakter yolculuğu olması gerekirdi. Onun da bazı zorluklarla karşılaşması, bazı kararlar vermesi, bazı dersler çıkarması beklenirdi. Ama ne yazık ki, Hiroki sadece Sugar'ın "oda arkadaşı" olarak kalmış, daha öteye gidememiş.
Sugar'ın karakter gelişimi de biraz sıkıntılı. Başlangıçta meraklı, oyuncu bir kedi olan Sugar, zamanla daha insan gibi davranmaya başlıyor ama bu değişim çok hızlı ve ani oluyor. Bu dönüşümün nedenleri, nasıl gerçekleştiği daha detaylı anlatılabilirdi. Sugar'ın iç dünyası, insan olmanın ne anlama geldiği, bu konular daha derinlemesine incelenebilirdi. Ama ne yazık ki, bu konular yüzeysel geçiştirilmiş ve seyirci tatmin olmamış.
Karakter gelişimindeki bu eksiklikler, hikayenin genel akışını da etkiliyor. Karakterlerle bir bağ kurmakta zorlanıyorsun, onların motivasyonlarını anlamakta güçlük çekiyorsun. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve karakterler daha derinlikli, daha gelişmiş bir hale getirilir.
Ruhsal Not: Belki de karakter gelişimindeki bu eksiklikler, hayatın kendisindeki durağanlığı yansıtıyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, animede de her karakterin değişmesi, gelişmesi gerekmiyor. Bazen olduğu gibi kalmak da bir seçenektir.
Perde Aralığı: Eğer karakter gelişimine çok önem veriyorsan ve karakterlerin derinlikli olmasını bekliyorsan, bu anime seni biraz hayal kırıklığına uğratabilir. Ama sadece eğlenmek, kafa dağıtmak istiyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Yanına bir not defteri al ve karakterlerin nasıl gelişmesi gerektiğini kendin yazarak, kendi alternatif senaryonu oluşturabilirsin.
6. Atmosfer ve Dünya İnşası: Neredeyiz, ne oluyor?
Atmosfer ve dünya inşası da biraz zayıf kalmış. Şimdi, anime fantastik bir evrende geçiyor olabilir ama bu evrenin nasıl bir yer olduğu, kuralları nelerdir, bu konular pek detaylı işlenmemiş. Mesela, Sugar'ın yaşadığı dünya nasıl bir yer, orada insanlar ve kediler arasındaki ilişki nasıl, bu konular pek açıklanmamış. Tamam, anime komedi türünde olabilir ama yine de biraz dünya inşası yapmak gerekiyor. Yoksa seyirci, "Neredeyiz, ne oluyor?" diye afallıyor ve hikayeye olan ilgisini kaybediyor.
Hiroki'nin yaşadığı dünya da pek ilgi çekici değil. Sanki sıradan bir Japon şehri gibi, hiçbir özelliği yok. Oysa animeye biraz fantastik öğeler katılarak, bu dünya daha ilginç hale getirilebilirdi. Mesela, şehirde yaşayan diğer insanlarda da kedi özellikleri olabilirdi, ya da şehirde kedi tanrılarına tapılan tapınaklar olabilirdi. Ama ne yazık ki, bu tür detaylar animeye eklenmemiş ve dünya inşası zayıf kalmış.
Atmosfer ve dünya inşasındaki bu eksiklikler, hikayenin genel akışını da etkiliyor. Seyirci, hikayenin geçtiği dünyaya bağlanmakta zorlanıyor, karakterlerin yaşadığı olaylara tam olarak empati kuramıyor. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve atmosfer ve dünya inşası daha detaylı, daha ilgi çekici bir hale getirilir.
Ruhsal Not: Belki de atmosfer ve dünya inşasındaki bu eksiklikler, hayal gücümüzü tetiklemek için yapılmıştır. Animenin dünyasını kendimiz tamamlayarak, kendi fantastik evrenimizi yaratabiliriz.
Perde Aralığı: Eğer atmosfer ve dünya inşasına çok önem veriyorsan ve detaylı, ilgi çekici dünyaları seviyorsan, bu anime seni biraz hayal kırıklığına uğratabilir. Ama sadece eğlenmek, kafa dağıtmak istiyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Yanına bir harita al ve animenin dünyasını kendin çizerek, kendi alternatif evrenini oluşturabilirsin.
7. Mizahın Dozu: Komik mi, yoksa cringe mi?
Ya şimdi mizah da çok önemli bir konu. "Kedim Oda Arkadaşım" komedi animesi ama bazı espriler o kadar zorlama ki, "Acaba gülecek miydim?" diye düşünüyorsun. Özellikle Sugar'ın insan davranışlarını anlamaya çalıştığı sahnelerdeki espriler çok basit ve klişe. Tamam, kedi sonuçta, insanları anlaması zor olabilir ama bu durum daha yaratıcı, daha komik bir şekilde işlenebilirdi. Ama ne yazık ki, bu sahnelerde bile bir basitlik, bir "olmuş işte" tavrı seziliyor.
Hiroki'nin tepkileri de bazen çok abartılı. Tamam, Sugar'ın davranışlarına şaşırabilir ama her seferinde aynı tepkileri vermek, biraz sıkıcı oluyor. Hiroki'nin daha zeki, daha esprili tepkiler vermesi, animeye daha çok renk katabilirdi. Ama ne yazık ki, Hiroki sadece "şaşkın" bir karakter olarak kalmış, daha öteye gidememiş.
Mizahın dozundaki bu hatalar, hikayenin genel akışını da etkiliyor. Bazı sahnelerde gülmek yerine sıkılıyorsun, bazı espriler hiç komik gelmiyor. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve mizah daha doğal, daha komik bir hale getirilir.
Ruhsal Not: Belki de mizahın dozundaki bu hatalar, hayatın kendisindeki absürtlüğü yansıtıyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, animede de her şeyin komik olması gerekmiyor. Bazen absürtlük bile bir anlam ifade edebilir.
Perde Aralığı: Eğer mizah anlayışın biraz farklıysa ve absürt komediyi seviyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Ama daha zeki, daha ince espriler bekliyorsan, biraz sabırlı olman gerekebilir. Yanına bir güldürü kitabı al ve animedeki esprilere kendin bir yorum katarak, kendi komedi şovunu oluşturabilirsin.
8. Anlatım Hızı: Çok mu hızlı, çok mu yavaş?
Anlatım hızı da biraz dengesiz. Bazen olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki, "Ne ara oldu bu?" diye şaşırıyorsun. Bazen de sahneler o kadar yavaş ilerliyor ki, sıkıntıdan patlıyorsun. Özellikle Sugar'ın insan formuna alışma süreci çok hızlı geçilmiş. Bu sürecin daha detaylı, daha uzun sürmesi, Sugar'ın yaşadığı zorlukların daha iyi anlatılması gerekirdi. Ama ne yazık ki, bu konu yüzeysel geçiştirilmiş ve seyirci tatmin olmamış.
Hiroki'nin Sugar'a olan hislerinin gelişimi de çok hızlı. Bir anda aşık oluyor, bir anda her şeyini feda etmeye hazır hale geliyor. Bu ilişkinin nasıl geliştiği, aralarındaki bağın nasıl güçlendiği daha detaylı anlatılabilirdi. Özellikle Hiroki'nin iç dünyası, Sugar'a olan hisleri daha derinlemesine incelenebilirdi. Ama ne yazık ki, bu konular yüzeysel geçiştirilmiş ve seyirci tatmin olmamış.
Anlatım hızındaki bu dengesizlikler, hikayenin genel akışını da etkiliyor. Bazı olaylar anlamsızlaşıyor, bazı karakterlerin motivasyonları anlaşılmaz hale geliyor. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve anlatım hızı daha dengeli, daha tutarlı bir hale getirilir.
Ruhsal Not: Belki de anlatım hızındaki bu dengesizlikler, hayatın kendisindeki ritmi yansıtıyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, animede de her şeyin aynı hızda ilerlemesi gerekmiyor. Bazen hızlanmak, bazen yavaşlamak gerekiyor.
Perde Aralığı: Eğer anlatım hızına çok önem veriyorsan ve dengeli bir hikaye akışı bekliyorsan, bu anime seni biraz hayal kırıklığına uğratabilir. Ama sadece eğlenmek, kafa dağıtmak istiyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Yanına bir kronometre al ve sahnelerin ne kadar sürdüğünü not alarak, kendi anlatım hızını kendin belirleyebilirsin.
9. Mantık Hataları: Kediler konuşur mu ya?
Mantık hataları da cabası! Şimdi, anime fantastik bir evrende geçiyor olabilir ama bazı olayların yine de bir mantığı olması gerekiyor. Mesela, Sugar'ın insanlarla konuşabilmesi, insan gibi davranabilmesi biraz abartılı. Tamam, büyülü bir kedi olabilir ama yine de bazı sınırlar olması gerekiyor. Yoksa seyirci, "Bu kadar da olmaz artık!" diye tepki gösteriyor ve hikayeye olan inancını kaybediyor.
Hiroki'nin Sugar'ın kedi olduğunu bilmesine rağmen, ona insan gibi davranması da biraz mantıksız. Tamam, aşık olmuş olabilir ama yine de bir kedinin ihtiyaçlarını, kedi gibi davrandığını unutmaması gerekiyor. Ama ne yazık ki, Hiroki sanki Sugar normal bir insanmış gibi davranıyor ve bu durum, hikayenin inandırıcılığını zedeliyor.
Mantık hatalarındaki bu eksiklikler, hikayenin genel akışını da etkiliyor. Seyirci, hikayeye inanmakta zorlanıyor, karakterlerin davranışlarını anlamakta güçlük çekiyor. Bu durum, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve hikaye daha mantıklı, daha inandırıcı bir hale getirilir.
Ruhsal Not: Belki de mantık hatalarındaki bu eksiklikler, hayatın kendisindeki irrasyonelliği yansıtıyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, animede de her şeyin mantıklı olması gerekmiyor. Bazen mantıksızlık bile bir anlam ifade edebilir.
Perde Aralığı: Eğer mantık arayan, gerçekçi hikayeleri seven biriysen, bu anime seni biraz hayal kırıklığına uğratabilir. Ama fantastik öğelere açık, absürt hikayeleri seviyorsan, bu animeyi izleyebilirsin. Yanına bir mantık kitabı al ve animedeki hataları kendin düzelterek, kendi alternatif senaryonu oluşturabilirsin.
10. Final Tatmin Etti mi?: Yoksa "Devamı Gelecek" mi dediler?
Final bölümü de tam bir hayal kırıklığıydı ya. Hani böyle bir sezonu kapatırken, seyirciyi tatmin edecek, bir şeyler hissettirecek bir final bekliyorsun. Ama "Kedim Oda Arkadaşım"ın finali, sanki "Devamı Gelecek" demek için yapılmış gibiydi. Hiçbir şey çözülmedi, hiçbir soru cevaplanmadı, her şey havada kaldı. Sugar'ın geleceği ne olacak, Hiroki ile ilişkisi nasıl devam edecek, bu konulara hiç değinilmedi. Sanki yapımcılar, "Nasılsa ikinci sezon gelecek, o yüzden finali boşverelim" diye düşünmüşler.
Finalde, Sugar'ın insan formundan kedi formuna geri dönmesi de çok ani oldu. Bu dönüşümün nedenleri, nasıl gerçekleştiği daha detaylı anlatılabilirdi. Özellikle Sugar'ın iç dünyası, insan ve kedi olmak arasındaki çatışmaları daha derinlemesine incelenebilirdi. Ama ne yazık ki, bu konular yüzeysel geçiştirilmiş ve seyirci tatmin olmamış.
Finaldeki bu eksiklikler, animeye olan genel ilgiyi düşüren en büyük etkenlerden biri olmuş diyebilirim. Seyirci, "Boşuna mı izledim bu kadar bölüm?" diye düşünüyor ve ikinci sezonu beklemekten vazgeçiyor. Umarım ikinci sezonda bu hatalar düzeltilir ve final daha tatmin edici, daha anlamlı bir hale getirilir.
Ruhsal Not: Belki de finaldeki bu eksiklikler, hayatın kendisindeki tamamlanmamışlığı yansıtıyor. Tıpkı hayatta olduğu gibi, animede de her şeyin bir sonu olması gerekmiyor. Bazen devam etmek, yeni maceralara atılmak gerekiyor.
Perde Aralığı: Eğer tatmin edici finalleri seviyorsan ve her şeyin çözülmesini bekliyorsan, bu anime seni biraz hayal kırıklığına uğratabilir. Ama açık uçlu finallere açık, devamını merak eden biriysen, bu animeyi izleyebilirsin. Yanına bir kalem kağıt al ve kendi finalini kendin yazarak, kendi alternatif sonunu oluşturabilirsin.
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!