NieR oyununu oynamadan önce bilinmesi gerekenler: Yoksa pişman olursun!

NieR evrenine dalmaya hazırlanıyorsun ama nereden başlayacağını bilemiyor musun? Bu rehber, NieR oyunlarına girmeden önce bilmen gereken her şeyi açıklıyor. Spoiler'lardan kaçınarak, bu epik dünyaya hazır ol!

Şubat 23, 2026 - 17:01
Şubat 23, 2026 - 17:01
 0  0
NieR oyununu oynamadan önce bilinmesi gerekenler: Yoksa pişman olursun!

1. Drakengard Bağlantısı: İşin Kökleri

Abi NieR'e başlamadan önce Drakengard'ı bilmek şart mı dersen, şart değil ama bilmek acayip bir kapı açar. Yoko Taro'nun kafası zaten bambaşka çalıştığı için, olaylar bildiğin gibi ilerlemiyor. Drakengard, NieR evreninin tohumlarının atıldığı yer. Yani, Drakengard'daki "o" son, NieR'in doğmasına neden oluyor. Ha, direkt bağlantılı mı? Değil. Ama temaları, bazı karakterlerin ataları falan derken, olay bambaşka bir boyuta geçiyor. Özellikle Drakengard 3'ü oynadıysan, NieR'deki bazı göndermeler seni acayip etkileyecek, "Ohaaa!" diye bağıracaksın resmen. Yoksa sadece "Ha, güzel detaymış" deyip geçersin. Yoko Taro'nun oyunlarında hiçbir şey tesadüf değil, her şeyin bir anlamı var. O yüzden Drakengard'ı bilmek, NieR'i daha derinlemesine anlamanı sağlar. Bu arada, Drakengard'ın atmosferi NieR'den çok daha karanlık ve rahatsız edici. Yani, sağlam bir mide gerekiyor. Ama sonuçta, Yoko Taro'nun dünyasına tam anlamıyla girmek istiyorsan, Drakengard'ı es geçme derim.

Drakengard'ı bilmek, NieR'deki karakterlerin motivasyonlarını, dünyanın arka planını ve Yoko Taro'nun genel felsefesini anlamana yardımcı olur. Mesela, Drakengard'daki bazı karakterlerin NieR'deki olaylara etkisi, direkt olmasa bile, tematik olarak çok önemli. Bir de, Drakengard'ın müzikleri de efsane. NieR'deki müziklerin bazı temaları Drakengard'dan geliyor. O yüzden, müzikleri dinlerken bile bir bağlantı hissediyorsun. Yani, demem o ki, Drakengard'ı bilmek, NieR deneyimini katbekat artırır. Tabii ki, Drakengard'ı oynamak zorunda değilsin. Ama en azından özetini okusan bile, NieR'e daha hazır bir şekilde başlarsın.

Ruhsal Not: Drakengard, Yoko Taro'nun karanlık ve karmaşık dünyasının kapılarını açan bir anahtar. Bu oyun, insan doğasının en karanlık yönlerini ve umudun en sönük ışıklarını aynı anda sunuyor. Yani, hem depresif hem de bir şekilde ilham verici.

Perde Aralığı: Eğer karanlık fanteziye ve rahatsız edici temalara meraklıysan, Drakengard'ı oynamadan NieR'e başlama. Ama yok, ben daha hafif şeyler istiyorum diyorsan, en azından özetini oku. Hangi ruh halindeysen ona göre takıl.


2. Oyunların Kronolojik Sırası: Kafalar Karışmasın

Bak şimdi, NieR evreni biraz karışık. Çünkü oyunlar kronolojik sırayla çıkmadı. İlk çıkan oyun, aslında NieR Replicant. Ama sonra NieR Automata çıktı ve acayip popüler oldu. O yüzden çoğu kişi Automata ile başladı. Ama bence, hikayeyi tam anlamak için Replicant ile başlamak daha mantıklı. Çünkü Replicant, Automata'nın öncesini anlatıyor. Yani, karakterlerin geçmişini, dünyanın nasıl o hale geldiğini falan filan. Ha, Automata ile başlarsan ne olur? Hiçbir şey olmaz. Ama bazı şeyler havada kalır, "Bu neydi şimdi?" dersin. Replicant'ı oynadıktan sonra Automata'ya geçince, her şey daha anlamlı hale gelir. Mesela, bazı karakterlerin motivasyonlarını, bazı olayların nedenlerini falan daha iyi anlarsın. O yüzden, benim tavsiyem, önce Replicant, sonra Automata. Ama tabii ki, karar senin. İstediğin gibi takıl.

Kronolojik sıra önemli çünkü Yoko Taro'nun oyunlarında hiçbir şey tesadüf değil. Her şeyin bir anlamı var, her şey birbiriyle bağlantılı. O yüzden, olayları doğru sırayla yaşamak, hikayenin derinliğini anlamanı sağlar. Bir de, Replicant'ın atmosferi Automata'dan çok daha farklı. Replicant daha melankolik, daha duygusal. Automata ise daha aksiyon dolu, daha felsefi. O yüzden, iki oyunun da tadını çıkarmak için, sırayla oynamak daha iyi. Yani, önce Replicant'ın hüznünü yaşa, sonra Automata'nın aksiyonuna dal. Böylece, NieR evreninin tüm renklerini görmüş olursun.

Ruhsal Not: Kronolojik sıra, sadece olayların akışını değil, aynı zamanda karakterlerin duygusal yolculuklarını da anlamanı sağlar. Bu, hikayenin ruhunu yakalaman için önemli bir detay.

Perde Aralığı: Eğer hikayeye önem veriyorsan ve olayları tam olarak anlamak istiyorsan, Replicant ile başla. Ama yok, ben aksiyon istiyorum diyorsan, Automata ile başlayabilirsin. Keyfine göre takıl.


3. Birden Fazla Son: Sakın Pes Etme

NieR oyunlarında tek bir son yok abi. Hatta, "Aha, oyunu bitirdim!" dediğin anda, oyun daha yeni başlıyor olabilir. Özellikle Automata'da, ilk sonu gördükten sonra oyunun sadece %40'ını bitirmiş oluyorsun. Diğer sonları görmek için, aynı oyunu tekrar tekrar oynaman gerekiyor. Ama merak etme, her seferinde farklı bir karakterle oynuyorsun ve farklı bir bakış açısı kazanıyorsun. Yani, oyun tekrarı gibi değil, yeni bir deneyim gibi. Bir de, her son, hikayeye yeni bir boyut katıyor. Bazı sonlar çok üzücü, bazıları çok şaşırtıcı, bazıları ise tam bir kafa karışıklığı. Ama hepsi, NieR evreninin karmaşıklığını ve derinliğini gösteriyor. O yüzden, sakın pes etme. Tüm sonları gör ve hikayenin tamamını anla.

Birden fazla son olması, Yoko Taro'nun hikaye anlatımının bir parçası. O, tek bir doğru olmadığını, her şeyin farklı bakış açılarından görülebileceğini göstermek istiyor. Yani, oyunlarındaki karakterlerin hepsi haklı ve hepsi haksız. O yüzden, hiçbir karakteri yargılayamazsın. Sadece onların motivasyonlarını anlamaya çalışabilirsin. Birden fazla son olması, aynı zamanda oyunların tekrar oynanabilirliğini de artırıyor. Çünkü her sonu görmek için, farklı kararlar alman gerekiyor ve bu da oyunun gidişatını değiştiriyor. Yani, her seferinde farklı bir hikaye yaşıyorsun.

Ruhsal Not: Birden fazla son, hayatın karmaşıklığını ve farklı bakış açılarının önemini simgeliyor. Bu, sadece bir oyun değil, aynı zamanda bir felsefe dersi.

Perde Aralığı: Eğer sabırlıysan ve hikayenin tamamını anlamak istiyorsan, tüm sonları görmeye çalış. Ama yok, ben tek sonla yetinirim diyorsan, ilk sonu gördükten sonra oyunu bırakabilirsin. Ama sonra pişman olma.


4. Müziklerin Önemi: Kulaklarını Şenlendir

Ya şimdi NieR oyunlarının müzikleri... Abi onlar bambaşka bir olay ya. Hani bazı oyunların müzikleri sadece arka planda çalar ya, NieR'de öyle değil. Müzikler, hikayenin bir parçası, karakterlerin duygularını yansıtıyor, atmosferi tamamlıyor. Hatta, bazı sahnelerde müzikler o kadar etkileyici ki, gözlerin doluyor, tüylerin diken diken oluyor. Keiichi Okabe'nin yaptığı müzikler, hem epik hem de hüzünlü, hem umutlu hem de umutsuz. Yani, her türlü duyguyu aynı anda yaşatabiliyor. Bir de, müziklerin çoğu farklı dillerde söyleniyor. Ama ne söylediklerini anlamasan bile, duyguyu hissediyorsun. Bu da müziklerin ne kadar evrensel olduğunu gösteriyor. O yüzden, NieR oynarken kulaklık takmayı unutma. Yoksa çok şey kaçırırsın.

Müzikler, sadece oyun içinde değil, oyun dışında da dinlenmeye değer. Hatta, bazı insanlar sadece müzikleri dinlemek için NieR oynuyor. Çünkü müzikler o kadar güzel ki, bağımlılık yapıyor. Özellikle "Weight of the World" şarkısı, NieR evreninin teması gibi. Hem İngilizce, hem Japonca, hem de farklı dillerde versiyonları var. Hangi versiyonunu dinlersen dinle, aynı duyguyu hissediyorsun. Müzikler, aynı zamanda oyunların atmosferini de yansıtıyor. Replicant'ın müzikleri daha melankolik, daha hüzünlü. Automata'nın müzikleri ise daha aksiyon dolu, daha epik. Yani, müzikleri dinleyerek bile oyunların atmosferini yaşayabilirsin.

Ruhsal Not: NieR müzikleri, ruhun derinliklerine dokunan, duygusal bir şölen sunuyor. Bu müzikler, sadece kulaklarını değil, kalbini de besliyor.

Perde Aralığı: NieR müziklerini dinlemek için özel bir ruh haline ihtiyacın yok. Her zaman, her yerde dinleyebilirsin. Ama özellikle yalnızken ve düşüncelere dalmak istediğinde, NieR müzikleri sana eşlik edebilir.


5. Felsefi Temalar: Derin Düşüncelere Dal

NieR oyunları sadece aksiyon ve macera değil abi. Aynı zamanda felsefi temalarla dolu. "İnsan olmak ne demek?", "Özgür irade var mı?", "Savaşın anlamı ne?" gibi soruları sürekli soruyor. Yoko Taro, oyunlarında karakterlerin motivasyonlarını, eylemlerinin sonuçlarını ve dünyanın gidişatını sorgulatıyor. Yani, oyun oynarken sadece eğlenmiyorsun, aynı zamanda düşünüyorsun da. Bu da NieR'i diğer oyunlardan farklı kılıyor. Çünkü NieR, sadece bir oyun değil, aynı zamanda bir sanat eseri.

Felsefi temalar, oyunların hikayesini daha derin ve anlamlı hale getiriyor. Mesela, Automata'da androidlerin insan gibi davranmaya çalışması, insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatıyor. Replicant'ta ise, bir babanın kızını kurtarmak için her şeyi yapması, fedakarlığın anlamını sorgulatıyor. Bu temalar, sadece oyun içinde değil, gerçek hayatta da düşünmemizi sağlıyor. Yani, NieR oynadıktan sonra dünyaya bakış açın değişebilir. Daha sorgulayıcı, daha eleştirel olabilirsin. Bu da NieR'in ne kadar etkileyici olduğunu gösteriyor.

Ruhsal Not: Felsefi temalar, NieR'i sadece bir oyun olmaktan çıkarıp, bir düşünce deneyi haline getiriyor. Bu oyun, seni kendi değerlerini ve inançlarını sorgulamaya davet ediyor.

Perde Aralığı: Eğer felsefi konulara meraklıysan ve derin düşüncelere dalmak istiyorsan, NieR tam sana göre. Ama yok, ben sadece eğlenmek istiyorum diyorsan, felsefi temaları görmezden gelebilirsin. Ama sonra pişman olma.


6. Yoko Taro'nun Tuhaf Dünyası: Hazırlıklı Ol

Yoko Taro... Abi bu adam bambaşka bir kafada ya. Oyunları desen acayip, karakterleri desen tuhaf, hikayeleri desen karmaşık. Hiçbir şey normal değil, her şey ters köşe. Ama işte bu yüzden Yoko Taro'nun oyunları bu kadar ilgi çekici. Çünkü o, kalıpların dışına çıkıyor, sınırları zorluyor, beklenmedik şeyler yapıyor. Yani, NieR'e başlamadan önce Yoko Taro'nun tuhaf dünyasına hazırlıklı ol. Yoksa şaşırıp kalırsın, "Bu ne saçmalık?" dersin. Ama sonra anlarsın ki, o saçmalıkların altında derin bir anlam yatıyor.

Yoko Taro'nun oyunlarında hiçbir şey tesadüf değil. Her şeyin bir nedeni var, her şey birbiriyle bağlantılı. Ama bu bağlantıları görmek için, dikkatli olman ve detaylara dikkat etmen gerekiyor. Bir de, Yoko Taro'nun oyunları genellikle karanlık ve rahatsız edici temalar içeriyor. Yani, şiddet, ölüm, acı, umutsuzluk gibi şeyler bolca var. O yüzden, hassas bir yapın varsa, NieR sana göre olmayabilir. Ama yok, ben karanlık şeylere meraklıyım diyorsan, NieR'e bayılacaksın.

Ruhsal Not: Yoko Taro'nun tuhaf dünyası, seni alıştığın her şeyden uzaklaştırıp, farklı bir gerçekliğe götürüyor. Bu gerçeklik, hem büyüleyici hem de ürkütücü.

Perde Aralığı: Eğer sıra dışı ve beklenmedik şeylere meraklıysan, Yoko Taro'nun dünyasına dalmaya hazır ol. Ama yok, ben normal şeyler istiyorum diyorsan, NieR'den uzak dur.


7. Aksiyon ve RPG Elementleri: Dengeyi Yakala

NieR oyunları hem aksiyon oyunu hem de RPG oyunu. Yani, dövüşmek de var, karakter geliştirmek de var, görev yapmak da var. Ama bu iki türün dengesi çok iyi ayarlanmış. Ne çok fazla aksiyon var, ne de çok fazla RPG. Tam kararında. Dövüş sistemi akıcı ve eğlenceli, karakter geliştirme sistemi ise derin ve tatmin edici. Yani, hem dövüşmekten keyif alıyorsun, hem de karakterini güçlendirmekten. Bu da oyunları daha bağımlılık yapıcı hale getiriyor.

Aksiyon ve RPG elementleri, oyunların oynanışını çeşitlendiriyor. Mesela, bazen düşmanlarla dövüşmek zorunda kalıyorsun, bazen de görev yapmak için farklı yerlere gitmen gerekiyor. Bu da oyunların sıkıcı olmasını engelliyor. Bir de, RPG elementleri sayesinde karakterini istediğin gibi geliştirebiliyorsun. Mesela, kılıcını güçlendirebilir, zırhını değiştirebilir veya yeni yetenekler öğrenebilirsin. Bu da oyunları daha kişisel hale getiriyor. Çünkü karakterin senin gibi oluyor.

Ruhsal Not: Aksiyon ve RPG elementlerinin dengesi, NieR'i hem eğlenceli hem de tatmin edici bir deneyim haline getiriyor. Bu oyun, sana hem dövüşmenin keyfini hem de karakterini geliştirmenin gururunu yaşatıyor.

Perde Aralığı: Eğer aksiyon oyunlarını ve RPG oyunlarını seviyorsan, NieR tam sana göre. Ama yok, ben sadece bir türü seviyorum diyorsan, NieR'e bir şans verebilirsin. Belki seversin.


8. Karakterlerin Derinliği: Onlarla Empati Kur

NieR oyunlarındaki karakterler, sadece birer piksel yığını değil abi. Onların da duyguları var, motivasyonları var, geçmişleri var. Yani, onlarla empati kurabiliyorsun, onların acılarını hissedebiliyorsun, onların sevinçlerine ortak olabiliyorsun. Yoko Taro, karakterlerini çok iyi yazmış. Onların kusurlarını, zayıflıklarını ve güçlü yönlerini çok iyi göstermiş. Bu da karakterleri daha gerçekçi ve daha insani hale getiriyor. O yüzden, NieR oynarken karakterlere bağlanmamak mümkün değil.

Karakterlerin derinliği, oyunların hikayesini daha anlamlı hale getiriyor. Mesela, NieR Replicant'taki Nier'in kız kardeşini kurtarmak için her şeyi yapması, fedakarlığın anlamını sorgulatıyor. NieR Automata'daki 2B'nin android olmasına rağmen insan gibi davranmaya çalışması, insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatıyor. Bu karakterler, sadece oyun içinde değil, gerçek hayatta da ilham veriyor. Yani, NieR oynadıktan sonra daha iyi bir insan olabilirsin.

Ruhsal Not: Karakterlerin derinliği, NieR'i sadece bir oyun olmaktan çıkarıp, bir insanlık dersi haline getiriyor. Bu oyun, sana başkalarının duygularını anlamayı ve onlarla empati kurmayı öğretiyor.

Perde Aralığı: Eğer karakter odaklı hikayeleri seviyorsan ve başkalarının duygularını anlamaya meraklıysan, NieR tam sana göre. Ama yok, ben karakterlere bağlanmak istemiyorum diyorsan, NieR'den uzak dur.


9. Evrenin Bütünü: Sadece Oyunlarla Sınırlı Değil

Ya şimdi NieR evreni sadece oyunlardan ibaret değil. Manga'sı var, romanı var, tiyatro oyunu var. Yani, evren o kadar geniş ki, içine dalıp kaybolabilirsin. Yoko Taro, evrenini çok iyi geliştirmiş. Her şey birbiriyle bağlantılı, her şeyin bir anlamı var. O yüzden, NieR'e başlamadan önce evrenin bütününe hakim olmakta fayda var. Yoksa bazı şeyler havada kalır, "Bu neydi şimdi?" dersin. Ama merak etme, evrenin bütününe hakim olmak çok zor değil. Sadece biraz araştırma yapman gerekiyor.

Evrenin bütününe hakim olmak, oyunların hikayesini daha iyi anlamanı sağlar. Mesela, NieR Automata'daki bazı karakterlerin geçmişini, NieR Replicant'taki olaylarla bağlantılı olduğunu bilirsen, oyun daha anlamlı hale gelir. Bir de, evrenin bütününe hakim olmak, Yoko Taro'nun ne kadar zeki ve yaratıcı olduğunu anlamanı sağlar. Çünkü o, evrenini o kadar detaylı ve karmaşık bir şekilde tasarlamış ki, hayran kalmamak mümkün değil.

Ruhsal Not: NieR evreninin bütünü, sana sonsuz bir keşif alanı sunuyor. Bu evren, sadece oyunlarla değil, aynı zamanda mangalarla, romanlarla ve tiyatro oyunlarıyla da zenginleşiyor.

Perde Aralığı: Eğer evrenlere dalmayı ve keşfetmeyi seviyorsan, NieR evrenine mutlaka bir göz at. Ama yok, ben sadece oyun oynamak istiyorum diyorsan, evrenin bütününe hakim olmak zorunda değilsin.


10. Hazırlıklı Ol: Duygusal Bir Yolculuk Seni Bekliyor

Abi bak şimdi, NieR oyunları sadece eğlence değil. Aynı zamanda duygusal bir yolculuk. Yani, güleceksin, ağlayacaksın, şaşıracaksın, üzüleceksin. Her türlü duyguyu yaşayacaksın. Yoko Taro, oyunlarını o kadar iyi yazmış ki, karakterlere bağlanmamak, onların acılarını hissetmemek mümkün değil. O yüzden, NieR'e başlamadan önce duygusal olarak hazırlıklı ol. Yoksa perişan olursun, "Bu neydi şimdi?" dersin. Ama merak etme, bu duygusal yolculuk sana iyi gelecek. Daha iyi bir insan olmanı sağlayacak.

Duygusal yolculuk, oyunların hikayesini daha anlamlı hale getiriyor. Mesela, NieR Replicant'taki Nier'in kız kardeşini kurtarmak için her şeyi yapması, fedakarlığın anlamını sorgulatıyor. NieR Automata'daki 2B'nin android olmasına rağmen insan gibi davranmaya çalışması, insan olmanın ne demek olduğunu sorgulatıyor. Bu karakterler, sadece oyun içinde değil, gerçek hayatta da ilham veriyor. Yani, NieR oynadıktan sonra hayata bakış açın değişebilir. Daha umutlu, daha sevgi dolu olabilirsin.

Ruhsal Not: NieR, sana duygusal bir ayna tutuyor. Bu ayna, sadece kendi duygularını değil, başkalarının duygularını da görmeni sağlıyor. Bu da seni daha empatik ve daha anlayışlı bir insan yapıyor.

Perde Aralığı: Eğer duygusal olarak güçlüysen ve duygusal hikayelere meraklıysan, NieR tam sana göre. Ama yok, ben duygusal şeylerden kaçıyorum diyorsan, NieR'den uzak dur. Ama sonra pişman olma.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Biggie Tam bir one piece aşığıyım!