Nura gibi samuray temalı anime arayanlara özel öneriler: Kılıçlar çekilsin, ruhlar coşsun!

Nura: Yükselen Klan'ın o epik samuray dünyasına bayıldın ama benzer tatlar arıyorsun, değil mi? İşte sana kılıçların konuştuğu, ruhların dans ettiği, aşırı gazlayacak samuray temalı anime önerileri!

Şubat 23, 2026 - 17:00
Şubat 23, 2026 - 17:00
 0  0
Nura gibi samuray temalı anime arayanlara özel öneriler: Kılıçlar çekilsin, ruhlar coşsun!

(BOŞLUK)

1. Rurouni Kenshin: Meiji Dönemi'nin Yaralı Kalbi

Abi Kenshin'i bilmeyen animeci var mı ya? Yoktur herhalde! Ama bilmeyen varsa da hemen anlatalım. Kenshin, Meiji Devrimi'nden sonra ortalığı kasıp kavuran efsanevi bir suikastçı. Ama vicdan azabından kurtulmak için artık insanları korumaya yemin etmiş. Tabii ki geçmişi onu bırakmıyor ve sürekli yeni düşmanlarla karşılaşıyor. Kenshin'in o karizmatik duruşu, kullandığı Hiten Mitsurugi stilinin estetiği ve içindeki o derin acı... Beni benden alıyor ya! Hani Nura'daki o klan savaşları, geçmişin gölgesi falan var ya, Kenshin'de de aynen o vibe'ı alıyorsun. Üstelik dövüş sahneleri de aşırı iyi. Kan revan içinde değil ama hareketler o kadar akıcı ki, sanki sen de kılıç sallıyormuşsun gibi hissediyorsun.

Kenshin'in yolculuğu sadece dövüşmekten ibaret değil. Aynı zamanda kendini affetme, geçmişiyle yüzleşme ve yeni bir kimlik bulma çabası. Bu yüzden karakterin derinliği çok iyi işlenmiş. Yan karakterler de cabası. Kaoru'nun o saf kalbi, Sanosuke'nin Kenshin'e olan bağlılığı, Saito'nun o gizemli tavırları... Hepsi ayrı ayrı efsane. Kısacası, Kenshin izlerken hem aksiyona doyuyorsun hem de karakterlerin iç dünyasında kayboluyorsun. Nura'yı sevdiysen, Kenshin'e de kesinlikle bayılacaksın!

Ruhsal Not: Kenshin'in o kırmızı saçları, yüzündeki yara izi ve sürekli taşıdığı o suçluluk duygusu... Sanki sırtında tüm bir dönemin yükünü taşıyor gibi. Ama buna rağmen insanlara yardım etmekten vazgeçmiyor. İşte bu fedakarlık beni benden alıyor!

Perde Aralığı: Kendini biraz melankolik hissediyorsan, geçmişe dönüp düşünmek istiyorsan Kenshin tam sana göre. Ama aksiyonu da eksik etme derim. Bir de çayını demle, mis gibi oluyor.


2. Dororo: Kayıp Parçaların Peşinde

Dororo, bildiğin klasik samuray hikayelerinden değil. Bir kere Hyakkimaru diye bir karakter var. Bu adam daha doğarken babası tarafından iblislere parçalanmış. Vücudunun 48 parçası iblisler tarafından çalınmış. Ama Hyakkimaru pes etmiyor! Bir protez ustası tarafından kurtarılıyor ve iblisleri avlayarak vücudunu geri almaya çalışıyor. Yanında da Dororo diye küçük bir hırsız var. Birlikte maceralara atılıyorlar. Bu anime beni en çok etkileyen şeylerden biri, Hyakkimaru'nun o çaresizliği ve hayata tutunma çabası. Adamın vücudu yok ama ruhu o kadar güçlü ki, iblisleri tek tek alt ediyor. Dororo da ona destek oluyor, yol gösteriyor. İkisinin arasındaki o bağ çok güzel işlenmiş.

Dororo'nun dünyası karanlık ve acımasız. Savaşlar, açlık, hastalıklar... Her şey var. Ama buna rağmen umut hep var. Hyakkimaru'nun her iblisi yendiğinde vücudunun bir parçası geri geliyor ve o da yeniden insan olmaya başlıyor. Bu süreçte sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da değişiyor. İnsanları tanıyor, duyguları öğreniyor. Dororo da ona insanlığı öğretiyor. Kısacası, Dororo izlerken hem aksiyona doyuyorsun hem de insanlığın ne demek olduğunu sorguluyorsun. Nura'daki o doğaüstü elementler ve klan savaşları Dororo'da da var. Ama Dororo'nun hikayesi daha kişisel ve daha duygusal.

Ruhsal Not: Hyakkimaru'nun o boş bakışları, duyamaması, konuşamaması... Ama buna rağmen o kadar çok şey ifade ediyor ki. Sanki gözleriyle konuşuyor gibi. Ve her iblisi yendiğinde gözlerindeki o parıltı beni benden alıyor!

Perde Aralığı: Biraz hüzünlenmek, hayatın anlamını düşünmek istiyorsan Dororo tam sana göre. Ama mendilini hazırlamayı unutma derim. Ağlamaktan gözlerin şişecek!


3. Samurai Champloo: Hip Hop ve Samurayların Dansı

Samurai Champloo, tam bir çılgınlık! Bir kere müzikler aşırı iyi. Bildiğin hip hop beat'leri samuray dövüşleriyle birleşmiş. Ortaya inanılmaz bir şey çıkmış. Hikaye de çok ilginç. Fuu diye bir kız var. Bu kız bir samuray bulup intikam almak istiyor. Karşısına da Mugen ve Jin diye iki tane birbirinden tamamen farklı samuray çıkıyor. Mugen tam bir serseri, sokak dövüşçüsü gibi. Jin ise daha sakin, geleneksel bir samuray. Fuu ikisini de yanına alıyor ve birlikte maceralara atılıyorlar. Bu üçlünün arasındaki dinamik çok komik. Sürekli kavga ediyorlar ama birbirlerine de destek oluyorlar. Samurai Champloo'nun dövüş sahneleri de çok yaratıcı. Mugen'in o çılgın hareketleri, Jin'in o kusursuz kılıç teknikleri... Hepsi ayrı ayrı efsane.

Samurai Champloo sadece dövüşmekten ibaret değil. Aynı zamanda Japon kültürüne de göndermeler yapıyor. Edo döneminin sokaklarını, festivallerini, yeme içme alışkanlıklarını falan görüyorsun. Ama bunu çok eğlenceli bir şekilde yapıyor. Yani tarih dersi gibi değil de, sanki o döneme ışınlanmışsın gibi hissediyorsun. Nura'daki o tarihi atmosfer ve dövüş sanatları Samurai Champloo'da da var. Ama Samurai Champloo daha modern ve daha eğlenceli bir yaklaşıma sahip.

Ruhsal Not: Mugen'in o umursamaz tavırları, Jin'in o soğuk duruşu ve Fuu'nun o neşeli hali... Bu üç karakterin bir araya gelmesi tam bir mucize. Sanki birbirlerini tamamlıyorlar gibi.

Perde Aralığı: Kafanı dağıtmak, eğlenmek ve biraz da aksiyon izlemek istiyorsan Samurai Champloo tam sana göre. Bir de kulaklıklarını tak, müziklerin tadını çıkar!


4. Blade of the Immortal: Ölümsüzlüğün Bedeli

Blade of the Immortal, tam bir karanlık şölen! Manji diye bir samuray var. Bu adam lanetlenmiş ve ölümsüz olmuş. Ama ölümsüzlüğün bir bedeli var. Manji, 1000 tane kötü adamı öldürmek zorunda. Bu yüzden sürekli dövüşüyor. Bir gün Rin diye bir kızla tanışıyor. Rin'in ailesi öldürülmüş ve o da intikam almak istiyor. Manji, Rin'e yardım etmeyi kabul ediyor ve birlikte yola çıkıyorlar. Blade of the Immortal'ın dövüş sahneleri çok vahşi ve gerçekçi. Kan revan içinde her yer. Ama aynı zamanda çok da estetik. Manji'nin o farklı farklı silahları kullanması, Rin'in o azmi... Beni benden alıyor ya! Nura'daki o klan savaşları ve intikam teması Blade of the Immortal'da da var. Ama Blade of the Immortal daha karanlık ve daha acımasız.

Blade of the Immortal sadece dövüşmekten ibaret değil. Aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerini de sorguluyor. Manji'nin ölümsüzlüğü ona bir lanet mi yoksa bir lütuf mu? Rin'in intikam arzusu onu nereye götürecek? Bu soruların cevaplarını ararken hem geriliyorsun hem de düşünüyorsun. Karakterlerin iç dünyaları çok iyi işlenmiş. Manji'nin o umursamaz tavırlarının altında yatan acı, Rin'in o intikam hırsıyla karışık çaresizliği... Hepsi ayrı ayrı etkileyici.

Ruhsal Not: Manji'nin o yara izleriyle dolu vücudu, Rin'in o kararlı bakışları... Sanki ikisi de hayatın zorluklarına karşı dimdik ayakta duruyor gibi.

Perde Aralığı: Biraz gerilmek, karanlık bir hikaye izlemek ve insan doğasını sorgulamak istiyorsan Blade of the Immortal tam sana göre. Ama midenin sağlam olması lazım, baştan söyleyeyim!


5. Hyouge Mono: Estetiğin ve İktidarın Dansı

Hyouge Mono, diğer samuray animelerinden biraz farklı. Burada dövüşmekten çok estetik ve siyaset ön planda. Sengoku döneminde geçiyor. Ana karakterimiz Furuta Sasuke diye bir samuray. Ama bu adam savaşmaktan çok çanak çömleklerle ilgileniyor. Estetiğe aşık biri. Bir de Oda Nobunaga diye bir adam var. Bu da Japonya'yı birleştirmeye çalışan çok güçlü bir lider. Furuta, Nobunaga'nın hizmetine giriyor ve onun estetik danışmanı oluyor. Hyouge Mono'nun hikayesi çok ilginç. Savaşlar, entrikalar, siyasi oyunlar... Her şey var. Ama bunların hepsi estetikle harmanlanmış durumda. Mesela bir savaş sahnesinde bile karakterlerin giydiği zırhların güzelliği, kullandığı silahların tasarımı falan ön plana çıkıyor. Nura'daki o tarihi atmosfer ve klan savaşları Hyouge Mono'da da var. Ama Hyouge Mono daha çok siyasi ve kültürel bir yaklaşıma sahip.

Hyouge Mono sadece estetikten ibaret değil. Aynı zamanda iktidarın ne demek olduğunu da sorguluyor. Nobunaga'nın o acımasızlığı, Furuta'nın o estetik tutkusu... İkisi de farklı şekillerde iktidarı elde etmeye çalışıyor. Ama ikisinin de yöntemleri çok farklı. Furuta, estetikle insanları etkilemeye çalışırken, Nobunaga şiddetle korku salıyor. Bu iki karakterin arasındaki ilişki çok karmaşık ve çok ilginç.

Ruhsal Not: Furuta'nın o çanak çömleklere olan aşkı, Nobunaga'nın o karizmatik duruşu... Sanki ikisi de kendi alanlarında birer sanatçı gibi.

Perde Aralığı: Biraz farklı bir şeyler izlemek, estetiğe ve siyasete ilgi duyuyorsan Hyouge Mono tam sana göre. Ama sabırlı olman lazım, çünkü aksiyon pek yok.


6. Kabane: İmparatorluk'a Karşı Ayaklanma

Kabane, Japonya'nın Meiji restorasyon döneminde geçen, steampunk öğeleriyle harmanlanmış bir aksiyon animesi. Hikaye, "Kabane" adı verilen zombiye benzer yaratıkların istilasına uğramış bir dünyada geçiyor. Bu yaratıklar demiryolu ağlarını ele geçirmiş ve insanlığı köşeye sıkıştırmış durumda. Ana karakterimiz Ikoma, Kabane'lere karşı savaşmak için özel bir silah geliştirmiş genç bir mühendis. Mumei adında gizemli bir kızla tanışmasıyla olaylar bambaşka bir boyuta taşınıyor. Kabane'lerin zayıf noktalarını keşfetmek ve insanlığı kurtarmak için birlikte mücadele ediyorlar. Nura'daki o doğaüstü öğeler ve epik savaşlar Kabane'de de mevcut. Ama Kabane, daha çok bilim kurgu ve korku türlerini bir araya getiriyor.

Kabane sadece aksiyon sahneleriyle değil, karakterlerin derinlikleriyle de öne çıkıyor. Ikoma'nın idealist kişiliği, Mumei'nin geçmişi ve Kabane'lerin kökenleri gibi birçok gizem merak uyandırıyor. Anime, aynı zamanda toplumsal sınıf farklılıkları ve hükümetin yozlaşması gibi konulara da değiniyor. İnsanların hayatta kalma mücadelesi ve umut arayışı etkileyici bir şekilde işleniyor. Steam punk sevenler için de görsel bir şölen sunuyor.

Ruhsal Not: Ikoma'nın o mucit ruhu, Mumei'nin o gizemli tavırları... Sanki ikisi de bu karanlık dünyada birer umut ışığı gibi.

Perde Aralığı: Aksiyon, gerilim ve biraz da bilim kurgu istiyorsan Kabane tam sana göre. Bir de steampunk estetiğine meraklıysan kaçırma derim!


7. Sword of the Stranger: Kılıcın Yabancısı

Sword of the Stranger, nefes kesen animasyon kalitesi ve aksiyon sahneleriyle ünlü bir film. Hikaye, Kotaro adında genç bir çocuğun etrafında dönüyor. Kotaro, gizemli bir tarikattan kaçıyor ve kendini korumak için Nanashi adında isimsiz bir samuraydan yardım istiyor. Nanashi, geçmişte yaşadığı bir olay yüzünden kılıç kullanmayı bırakmış bir savaşçı. Ancak Kotaro'yu korumak için yeniden kılıcını çekmek zorunda kalıyor. Birlikte, suikastçılardan ve tarikatın peşinden koşanlardan kaçarken, Nanashi geçmişiyle yüzleşiyor ve yeniden bir amaç buluyor. Nura'daki o samuray teması ve dövüş sanatları Sword of the Stranger'da da var. Ama Sword of the Stranger, daha çok bireysel bir hikaye anlatıyor.

Sword of the Stranger sadece aksiyon sahneleriyle değil, karakterlerin duygusal derinliğiyle de öne çıkıyor. Nanashi'nin geçmişi, Kotaro'nun yaşadığı travma ve ikilinin arasındaki bağ etkileyici bir şekilde işleniyor. Film, aynı zamanda sadakat, fedakarlık ve affetme gibi temaları da ele alıyor. Animasyon kalitesi o kadar yüksek ki, dövüş sahnelerindeki her bir kılıç darbesini hissediyorsun. Karakterlerin mimikleri, hareketleri ve duyguları çok gerçekçi bir şekilde yansıtılıyor.

Ruhsal Not: Nanashi'nin o suskunluğu, Kotaro'nun o masumiyeti... Sanki ikisi de bu acımasız dünyada birbirlerine tutunmuş gibi.

Perde Aralığı: Aksiyon dolu bir film izlemek, samuray ruhunu hissetmek ve duygusal bir hikayeye dahil olmak istiyorsan Sword of the Stranger tam sana göre. Hazır ol, çünkü bu film seni koltuğuna çivileyecek!


8. Basilisk: İki Klanın Ölümcül Dansı

Basilisk, Tokugawa şogunluğu döneminde geçen, iki ninja klanı arasındaki ölümcül savaşı konu alan bir anime. Iga ve Kouga klanları, yıllar süren bir ateşkesin ardından yeniden karşı karşıya geliyor. Her klanın en iyi 10 savaşçısı, şogun varisini belirlemek için birbirleriyle savaşmak zorunda. Klanların üyeleri, doğaüstü yeteneklere sahip ninjalar ve her biri ölümcül teknikler kullanıyor. Hikaye, aşk ve nefret, sadakat ve ihanet gibi temaları bir araya getiriyor. Klan üyeleri arasındaki ilişkiler, savaşın acımasızlığı ve şogunluğun siyasi entrikaları etkileyici bir şekilde işleniyor. Nura'daki o klan savaşları ve doğaüstü öğeler Basilisk'te de mevcut. Ama Basilisk, daha karanlık ve daha acımasız bir atmosfere sahip.

Basilisk sadece aksiyon sahneleriyle değil, karakterlerin trajik kaderleriyle de öne çıkıyor. Klan üyeleri arasındaki aşklar, dostluklar ve rekabetler, savaşın yıkıcı etkileriyle daha da karmaşık hale geliyor. Her bir karakterin motivasyonları, geçmişleri ve hayalleri derinlemesine işleniyor. Anime, izleyiciyi karakterlerin duygusal dünyasına çekiyor ve savaşın anlamsızlığını sorgulatıyor. Görsel olarak da etkileyici olan Basilisk, ninja tekniklerinin ve dövüş sahnelerinin yaratıcı bir şekilde sunulmasıyla dikkat çekiyor.

Ruhsal Not: Gennosuke'nin o kararlılığı, Oboro'nun o çaresizliği... Sanki ikisi de kaderlerine karşı koymaya çalışıyor gibi.

Perde Aralığı: Aksiyon dolu bir hikaye izlemek, ninja dünyasına dalmak ve trajik bir aşk hikayesine tanık olmak istiyorsan Basilisk tam sana göre. Ama hazır ol, çünkü bu anime seni derinden etkileyecek!


9. Afro Samurai: İntikamın Siyah Dansı

Afro Samurai, alternatif bir feodal Japonya'sında geçen, benzersiz bir görsel stile sahip bir anime. Hikaye, babasının intikamını almak için yola çıkan Afro adında bir samurayın etrafında dönüyor. Bu dünyada, "Number One" ve "Number Two" adında iki kafa bandı var. Number One kafa bandını taşıyan kişi, dünyanın en güçlü savaşçısı olarak kabul ediliyor. Afro'nun babası, Number One kafa bandını taşırken öldürülmüş ve Afro da intikam almak için Number One olmak istiyor. Yol boyunca, birçok düşmanla karşılaşıyor ve zorlu mücadeleler veriyor. Nura'daki o samuray teması ve dövüş sanatları Afro Samurai'da da var. Ama Afro Samurai, daha modern ve daha stilize bir yaklaşıma sahip.

Afro Samurai sadece aksiyon sahneleriyle değil, karakterin iç dünyasıyla da öne çıkıyor. Afro'nun sessizliği, acısı ve intikam arzusu etkileyici bir şekilde işleniyor. Anime, aynı zamanda şiddetin sonuçları ve intikamın boşluğu gibi temaları da ele alıyor. Samuel L. Jackson'ın seslendirmesi ve hip hop müzikleri, animeye farklı bir hava katıyor. Görsel olarak da dikkat çekici olan Afro Samurai, benzersiz karakter tasarımları ve aksiyon sahnelerindeki yaratıcılığıyla öne çıkıyor.

Ruhsal Not: Afro'nun o suskunluğu, intikam ateşiyle yanıp tutuşan gözleri... Sanki tüm acıyı içinde taşıyor gibi.

Perde Aralığı: Aksiyon dolu bir hikaye izlemek, farklı bir görsel stil görmek ve intikam temasını sorgulamak istiyorsan Afro Samurai tam sana göre. Bir de hip hop müzik seviyorsan kaçırma derim!


10. Shigurui: Ölümcül Kılıçların Dansı

Shigurui, Tokugawa şogunluğu döneminde geçen, gerçekçi ve şiddetli bir samuray animesi. Hikaye, Kogan Ryu adlı bir kılıç okulunda geçiyor. Okulun öğrencileri, birbirleriyle ölümüne dövüşerek yeteneklerini geliştiriyor. Fujiki Gennosuke ve Irako Seigen adlı iki öğrenci, okulun en iyileri arasında yer alıyor. Ancak, geçmişte yaşanan bir olay yüzünden aralarında büyük bir rekabet başlıyor. Shigurui, samurayların acımasız dünyasını ve kılıç dövüşlerinin gerçekçiliğini gözler önüne seriyor. Nura'daki o samuray teması ve dövüş sanatları Shigurui'de de var. Ama Shigurui, daha karanlık, daha gerçekçi ve daha şiddetli bir atmosfere sahip. Bu animeyi izlerken midenin sağlam olması gerekiyor, çünkü şiddet sahneleri oldukça rahatsız edici olabilir.

Shigurui sadece aksiyon sahneleriyle değil, karakterlerin psikolojik derinliğiyle de öne çıkıyor. Fujiki'nin sakatlığı, Irako'nun hırsı ve okulun diğer öğrencilerinin yaşadığı travmalar etkileyici bir şekilde işleniyor. Anime, aynı zamanda güç, onur ve intikam gibi temaları da ele alıyor. Görsel olarak da dikkat çekici olan Shigurui, gerçekçi karakter tasarımları ve kılıç dövüşlerindeki detaylarıyla öne çıkıyor. Bu anime, samuray dünyasının karanlık ve acımasız yönünü görmek isteyenler için ideal.

Ruhsal Not: Fujiki'nin o soğukluğu, Irako'nun o hırsı... Sanki ikisi de hayatta kalmak için her şeyi yapmaya hazır gibi.

Perde Aralığı: Gerçekçi bir samuray animesi izlemek, şiddete dayanıklı olmak ve karakterlerin psikolojik derinliğine inmek istiyorsan Shigurui tam sana göre. Ama uyarayım, bu anime seni derinden sarsabilir!


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Biggie Tam bir one piece aşığıyım!