Okul Konulu Animeler İçin Senaryo Yazma Rehberi: Adım Adım Kılavuz: Teneffüs Zili Çaldı!

Okul konulu anime senaryosu yazmak mı istiyorsun? O zaman doğru yerdesin! Bu rehberde, karakter geliştirmeden olay örgüsüne kadar her şeyi adım adım inceleyeceğiz. Hazır ol, çünkü bu ders biraz uzun sürecek!

Şubat 23, 2026 - 17:01
Şubat 23, 2026 - 17:01
 0  0
Okul Konulu Animeler İçin Senaryo Yazma Rehberi: Adım Adım Kılavuz: Teneffüs Zili Çaldı!

1. Karakterleri Yaratırken Sınıf Ortamını Unutma

Abi bak, okul animesi yazıyorsan karakterler çok önemli. Sadece "zeki çocuk", "popüler kız" falan diye geçiştiremezsin. Her karakterin kendine has bir derdi, bir hedefi olmalı. Mesela zeki çocuk aslında çok yalnız olabilir, popüler kızın da ailesiyle sorunları olabilir. Bunları derinlemesine düşünmen lazım. Karakterlerin birbirleriyle olan ilişkileri de çok önemli. Sınıf ortamında nasıl etkileşime giriyorlar? Kim kimden hoşlanıyor? Kim kiminle kavga ediyor? Bunların hepsi senaryoyu zenginleştirir. Unutma, karakterler ne kadar gerçekçi olursa, izleyici de o kadar bağlanır.

Düşünsene, bir karakter var, adı Ayşe. Dışarıdan bakınca süper başarılı bir öğrenci. Ama aslında notları yüzünden ailesiyle sürekli kavga ediyor. Bir de Mehmet var, okulun haylazı. Ama aslında çok yetenekli bir ressam ve hayalleri var. İşte bu iki karakterin kesişim noktalarını bulmak, senaryoyu çok daha ilgi çekici hale getirir. Belki Ayşe, Mehmet'e resim konusunda yardım eder, Mehmet de Ayşe'ye ailesiyle nasıl başa çıkacağını öğretir. Bu tür dinamikler, izleyiciyi ekran başına kilitleyecek türden.

Tabii ki karakterlerin fiziksel özellikleri de önemli. Saç rengi, göz rengi, giyim tarzı... Bunların hepsi karakterin kişiliğini yansıtır. Ama sadece dış görünüşle yetinme. Karakterin hobileri, sevdiği müzikler, en sevdiği yemekler... Bunların hepsi karakteri daha da derinleştirir. Ve unutma, karakterler sürekli gelişmeli. Senaryo boyunca değişim göstermeli. Başlangıçta çekingen olan bir karakter, finalde cesur birine dönüşebilir. İşte bu tür değişimler, izleyiciyi tatmin eder.

Ruhsal Not: Karakterlerin iç dünyasına dalmak, onların motivasyonlarını anlamak, senaryoyu gerçek bir sanat eserine dönüştürebilir. Her karakterin bir ruhu olduğunu unutma.

Perde Aralığı: Bu maddeyi okuduktan sonra, en sevdiğin okul animesindeki karakterleri düşün. Onları bu kadar özel yapan neydi? Hangi özellikleriyle seni etkilediler? Belki o animeyi tekrar izleyip karakter analizleri yapabilirsin. Ya da kendi karakterlerini yaratırken ilham almak için notlar alabilirsin.


2. Olay Örgüsünü Sürükleyici Hale Getirmek İçin Dramayı Abart

Olay örgüsü olmadan anime mi olur? Asla! Ama sadece "okulda bir şeyler oluyor" diye geçiştiremezsin. Olay örgüsünü sürükleyici hale getirmek için dramayı abartman lazım. Mesela, okulda bir festival var ve herkes çok heyecanlı. Ama festival günü bir felaket oluyor. Yağmur yağıyor, sahne çöküyor, birileri kavga ediyor... İşte bu tür olaylar, senaryoyu hareketlendirir. Tabii ki dramayı abartırken gerçekçiliği de unutmamak lazım. Saçma sapan olaylar olursa, izleyici sıkılır.

Dramayı abartmak derken, karakterlerin arasındaki çatışmaları da kast ediyorum. İki arkadaşın arası bozulabilir, bir aşk üçgeni ortaya çıkabilir, bir sır açığa çıkabilir... Bu tür çatışmalar, senaryoyu daha da heyecanlı hale getirir. Ama unutma, her çatışmanın bir çözümü olmalı. Karakterler sonunda barışmalı, aşk üçgeni bir karara varmalı, sır ortaya çıkınca bir şeyler değişmeli. Aksi takdirde, izleyici tatmin olmaz.

Olay örgüsünü planlarken, "neden sonuç" ilişkisini de göz önünde bulundurmak lazım. Bir olay diğerini tetiklemeli. Mesela, bir karakter yalan söylüyor ve bu yalan yüzünden başka bir karakter zor durumda kalıyor. İşte bu tür zincirleme olaylar, senaryoyu daha da karmaşık hale getirir. Ama karmaşıklığı abartmamak lazım. İzleyiciyi yormamak lazım. Olay örgüsünü takip etmek kolay olmalı, ama aynı zamanda da sürprizlerle dolu olmalı.

Ruhsal Not: Olay örgüsü, karakterlerin kaderini şekillendiren bir güçtür. Onların hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olabilir, ya da onları karanlığa sürükleyebilir. Olay örgüsünü yaratırken, karakterlerin ruhunu da düşün.

Perde Aralığı: En sevdiğin dramatik anime sahnelerini düşün. Seni en çok etkileyen neydi? O sahnedeki karakterlerin duyguları nasıldı? Belki o sahneleri tekrar izleyip senaryo yazma teknikleri hakkında fikir edinebilirsin. Ya da kendi sahnelerini yaratırken o sahnelerden ilham alabilirsin.


3. Romantik Komediye Birazcık Tuz, Birazcık da Biber Kat

Okul animesi deyince akla ilk gelen şeylerden biri de romantik komedi. Ama sadece "iki karakter birbirine aşık oluyor" diye geçiştiremezsin. Romantik komediye birazcık tuz, birazcık da biber katman lazım. Yani, karakterlerin arasındaki ilişkiyi karmaşıklaştırman lazım. Mesela, iki karakter birbirine aşık ama bir türlü açılamıyorlar. Ya da açılıyorlar ama aileleri karşı çıkıyor. Ya da başka bir karakter de onlardan hoşlanıyor. Bu tür engeller, romantik komediyi daha da eğlenceli hale getirir.

Komedi unsurlarını da unutmamak lazım. Karakterlerin sakarlıkları, yanlış anlaşılmaları, komik diyalogları... Bunların hepsi romantik komediyi daha da keyifli hale getirir. Ama komediyi abartmamak lazım. Saçma sapan espriler yaparsan, izleyici sıkılır. Komedi, karakterlerin kişiliğinden doğmalı. Yani, karakterler doğal olarak komik olmalı, zorlama olmamalı.

Romantik komedide, karakterlerin arasındaki kimya da çok önemli. İki karakter birbirine yakışmalı. İzleyici, onların birlikte olmasını istemeli. Eğer karakterler arasında kimya yoksa, romantik komedi tutmaz. Karakterlerin arasındaki kimyayı yaratmak için, onların ortak noktalarını bulman lazım. Belki aynı hobileri var, belki aynı müzikleri seviyorlar, belki aynı sorunlarla karşılaşıyorlar. Bu tür ortak noktalar, karakterleri birbirine yakınlaştırır.

Ruhsal Not: Aşk, insan ruhunun en karmaşık ve en güzel duygusudur. Romantik komedi yazarken, aşkın bu karmaşıklığını ve güzelliğini yansıtmaya çalış. Unutma, aşk sadece mutluluk değil, aynı zamanda acı da demektir.

Perde Aralığı: En sevdiğin romantik komedi anime sahnelerini düşün. Seni güldüren ve duygulandıran neydi? O sahnedeki karakterlerin arasındaki ilişki nasıldı? Belki o sahneleri tekrar izleyip romantik komedi yazma teknikleri hakkında fikir edinebilirsin. Ya da kendi sahnelerini yaratırken o sahnelerden ilham alabilirsin.


4. Slice of Life'ı Baharat Gibi Kullan, Her Yemeğe Yakışır

Slice of Life, yani "hayattan kesitler" türü, okul animelerinde çok işe yarar. Ama sadece "günlük olayları anlatmak" diye geçiştiremezsin. Slice of Life'ı baharat gibi kullanman lazım. Yani, senaryoyu zenginleştirmek için kullanman lazım. Mesela, karakterlerin okuldan sonra neler yaptığını gösterebilirsin. Belki bir kafede çalışıyorlar, belki bir spor kulübüne gidiyorlar, belki arkadaşlarıyla takılıyorlar. Bu tür sahneler, karakterleri daha da gerçekçi hale getirir.

Slice of Life sahnelerinde, karakterlerin arasındaki ilişkileri de gösterebilirsin. Mesela, iki arkadaşın birlikte ders çalıştığını, birlikte yemek yediğini, birlikte dertleştiğini gösterebilirsin. Bu tür sahneler, izleyiciye karakterlerin arasındaki bağı hissettirir. Ama unutma, Slice of Life sahneleri sıkıcı olmamalı. Yani, sürekli aynı şeyleri göstermemelisin. Değişik aktiviteler göstermelisin, değişik mekanlar göstermelisin, değişik karakterler göstermelisin.

Slice of Life sahnelerinde, karakterlerin iç dünyasını da yansıtabilirsin. Mesela, bir karakterin günlüğünü okuyabilirsin, bir karakterin rüyasını görebilirsin, bir karakterin iç sesiyle konuşabilirsin. Bu tür sahneler, karakteri daha da derinleştirir. Ama unutma, Slice of Life sahneleri senaryonun ana odağı olmamalı. Yani, sadece günlük olayları anlatmakla yetinmemelisin. Senaryonun bir amacı olmalı, bir mesajı olmalı.

Ruhsal Not: Hayat, küçük anlardan oluşur. Slice of Life sahneleri, bu küçük anların değerini anlamamızı sağlar. Onlar, bize hayatın ne kadar güzel ve ne kadar anlamlı olduğunu hatırlatır.

Perde Aralığı: En sevdiğin Slice of Life anime sahnelerini düşün. Seni etkileyen neydi? O sahnelerdeki karakterlerin duyguları nasıldı? Belki o sahneleri tekrar izleyip Slice of Life yazma teknikleri hakkında fikir edinebilirsin. Ya da kendi sahnelerini yaratırken o sahnelerden ilham alabilirsin.


5. Fantastik Öğelerle Gerçekliği Harmanla, Ortaya Büyülü Bir Dünya Çıkar

Okul animesi fantastik olabilir mi? Kesinlikle! Ama sadece "sihirli güçler var" diye geçiştiremezsin. Fantastik öğelerle gerçekliği harmanlaman lazım. Yani, fantastik öğeleri senaryoya yedirmen lazım. Mesela, karakterlerin sihirli güçleri var ama bu güçleri okulda kullanmaları yasak. Ya da sihirli bir okul var ama bu okulda normal dersler de işleniyor. Bu tür kombinasyonlar, senaryoyu daha da ilginç hale getirir.

Fantastik öğeleri kullanırken, evrenin kurallarını da belirlemen lazım. Sihir nasıl çalışıyor? Hangi güçler var? Bu güçlerin sınırları neler? Bu tür soruların cevaplarını vermen lazım. Aksi takdirde, izleyici kafayı yer. Evrenin kuralları tutarlı olmalı. Yani, bir sahnede geçerli olan bir kural, başka bir sahnede değişmemeli. Eğer kurallar değişirse, izleyici senaryoya olan inancını kaybeder.

Fantastik öğeler, senaryonun temasına da hizmet etmeli. Yani, sadece görsel şölen yaratmak için kullanılmamalı. Mesela, sihirli güçler, karakterlerin içsel çatışmalarını yansıtabilir. Ya da sihirli bir okul, toplumun sorunlarına değinebilir. Bu tür derin anlamlar, senaryoyu daha da değerli hale getirir. Ama unutma, fantastik öğeleri abartmamak lazım. Yani, senaryonun ana odağı fantastik öğeler olmamalı. Senaryonun ana odağı karakterler ve onların hikayeleri olmalı.

Ruhsal Not: Fantazi, insan ruhunun sınırsızlığını yansıtır. Fantastik öğeler, bize hayallerimizin peşinden gitmemiz gerektiğini hatırlatır. Onlar, bize dünyanın ne kadar büyülü ve ne kadar keşfedilmeye değer olduğunu gösterir.

Perde Aralığı: En sevdiğin fantastik anime sahnelerini düşün. Seni büyüleyen neydi? O sahnelerdeki evrenin kuralları nasıldı? Belki o sahneleri tekrar izleyip fantastik yazma teknikleri hakkında fikir edinebilirsin. Ya da kendi sahnelerini yaratırken o sahnelerden ilham alabilirsin.


6. Müzikleri ve Görsel Tasarımıyla Atmosferi Güçlendir

Anime sadece hikayeden ibaret değil, görsel ve işitsel bir şölen. Müzikler ve görsel tasarım, senaryonun atmosferini güçlendirmek için çok önemli. Müzikler, duyguları yoğunlaştırmalı. Mesela, romantik bir sahnede duygusal bir melodi çalmalı, aksiyon dolu bir sahnede tempolu bir müzik çalmalı. Müzikler, sahnenin ruhunu yansıtmalı. Ama unutma, müzikleri abartmamak lazım. Yani, sürekli müzik çalmamalı. Müzikler, sadece önemli anlarda devreye girmeli.

Görsel tasarım da aynı derecede önemli. Karakterlerin tasarımları, onların kişiliklerini yansıtmalı. Mekanların tasarımları, evrenin atmosferini yansıtmalı. Renkler, duyguları yansıtmalı. Mesela, mutlu bir sahnede parlak renkler kullanılmalı, üzgün bir sahnede solgun renkler kullanılmalı. Görsel tasarım, senaryonun mesajını güçlendirmeli. Ama unutma, görsel tasarımı abartmamak lazım. Yani, sadece görsel şölen yaratmak için kullanılmamalı. Görsel tasarım, senaryonun hikayesini anlatmalı.

Müzikler ve görsel tasarım, birlikte uyum içinde çalışmalı. Yani, müzikler ve görsel tasarım birbirini tamamlamalı. Mesela, bir sahnede duygusal bir melodi çalarken, karakterin yüzünde hüzünlü bir ifade olmalı. Ya da bir sahnede tempolu bir müzik çalarken, karakterin hareketleri hızlı ve enerjik olmalı. Bu tür uyumlar, senaryonun etkisini artırır. Ama unutma, müzikler ve görsel tasarım senaryonun önüne geçmemeli. Yani, senaryonun hikayesi her zaman ön planda olmalı.

Ruhsal Not: Müzik ve görsel sanatlar, insan ruhunun en derin köşelerine dokunabilir. Onlar, bize duygularımızı ifade etme ve hayallerimizi gerçekleştirme gücü verir.

Perde Aralığı: En sevdiğin anime sahnelerini düşün. O sahnelerdeki müzikler ve görsel tasarım nasıldı? Seni etkileyen neydi? Belki o sahneleri tekrar izleyip müzik ve görsel tasarım teknikleri hakkında fikir edinebilirsin. Ya da kendi sahnelerini yaratırken o sahnelerden ilham alabilirsin.


7. Güncel Trendlere Göz At, Ama Özgünlüğünü Koruyarak

Anime dünyası sürekli değişiyor. Yeni türler ortaya çıkıyor, yeni trendler yayılıyor. Senaryo yazarken, güncel trendlere göz atmanda fayda var. Ama sadece trendleri takip etmekle yetinme. Özgünlüğünü koruyarak trendleri senaryona yedirmeye çalış. Mesela, son zamanlarda isekai (başka dünyaya gitme) türü çok popüler. Ama sen sadece "karakter başka dünyaya gidiyor" diye geçiştiremezsin. İsekaiyi senaryona özgün bir şekilde entegre etmen lazım. Belki karakter başka bir dünyaya gidiyor ama oradaki okul sistemi çok farklı. Ya da karakter başka bir dünyaya gidiyor ama geçmiş hayatından getirdiği sorunlarla yüzleşiyor. Bu tür twistler, senaryoyu daha da ilginç hale getirir.

Güncel trendlere göz atarken, popüler kültür referansları da kullanabilirsin. Mesela, karakterlerin popüler oyunlar oynadığını, popüler şarkılar dinlediğini, popüler filmler izlediğini gösterebilirsin. Bu tür referanslar, izleyiciyle bağ kurmanı sağlar. Ama unutma, referansları abartmamak lazım. Yani, sadece popüler olmak için referans kullanmamalısın. Referanslar, senaryonun hikayesine hizmet etmeli. Mesela, bir karakterin popüler bir oyunu oynaması, onun kişiliğini yansıtabilir. Ya da bir karakterin popüler bir şarkıyı dinlemesi, onun duygularını ifade edebilir.

Güncel trendlere göz atarken, sosyal medyayı da takip etmende fayda var. Sosyal medyada hangi konular konuşuluyor? Hangi hashtagler trend oluyor? Bu tür bilgiler, senaryona ilham verebilir. Ama unutma, sosyal medyayı körü körüne takip etmemek lazım. Yani, sadece popüler olmak için sosyal medya trendlerini kullanmamalısın. Sosyal medya trendleri, senaryonun mesajını güçlendirmeli. Mesela, bir karakterin sosyal medyada yaşadığı bir olay, onun değerlerini sorgulamasına neden olabilir. Ya da bir karakterin sosyal medyada başlattığı bir kampanya, toplumda farkındalık yaratabilir.

Ruhsal Not: Trendler gelir geçer, ama özgünlük kalıcıdır. Senaryo yazarken, trendlere göz at ama kendi sesini bulmaya çalış. Unutma, senin hikayen, senin bakış açın, senin ruhun çok değerli.

Perde Aralığı: En sevdiğin güncel anime sahnelerini düşün. O sahnelerdeki trendler nasıldı? Seni etkileyen neydi? Belki o sahneleri tekrar izleyip trendleri senaryona nasıl entegre edebileceğin hakkında fikir edinebilirsin. Ya da kendi sahnelerini yaratırken o sahnelerden ilham alabilirsin.


8. Senaryoyu Yazdıktan Sonra Güvenilir Kişilere Okut ve Geri Bildirim Al

Senaryoyu yazdın, bitti mi sandın? Asla! Senaryoyu yazdıktan sonra, onu güvenilir kişilere okutman ve geri bildirim alman lazım. Çünkü sen kendi senaryona kör olabilirsin. Hatalarını, eksiklerini göremeyebilirsin. Güvenilir kişiler, sana objektif bir bakış açısı sunabilir. Onlar, senaryonun güçlü yönlerini ve zayıf yönlerini belirleyebilir. Onlar, senaryoyu daha da geliştirmek için sana önerilerde bulunabilir.

Senaryoyu okutacağın kişileri seçerken dikkatli ol. Sadece seni pohpohlayacak kişileri seçme. Seni eleştirebilecek, sana dürüst geri bildirim verebilecek kişileri seç. Bu kişiler, senaryo yazma konusunda deneyimli olabilir, anime konusunda bilgili olabilir, ya da sadece senin hedef kitlen olabilir. Önemli olan, onların sana faydalı olabilecek geri bildirimler vermesi.

Geri bildirimleri alırken, savunmacı olma. Eleştirilere açık ol. Geri bildirimleri dinle, düşün, değerlendir. Eğer geri bildirimler mantıklıysa, senaryonda değişiklikler yapmaktan çekinme. Ama unutma, senaryo senin senaryon. Yani, her geri bildirimi kabul etmek zorunda değilsin. Sadece sana mantıklı gelen, senaryonun vizyonuna uygun olan geri bildirimleri dikkate al.

Ruhsal Not: Yaratıcılık, yalnız bir yolculuk olabilir ama işbirliği, onu daha da zenginleştirebilir. Senaryonu paylaşmaktan korkma, geri bildirim almaktan çekinme. Unutma, en iyi eserler, ortak akılla ortaya çıkar.

Perde Aralığı: Senaryo yazan arkadaşların var mı? Onlarla senaryolarınızı değiş tokuş edip birbirinize geri bildirim verebilirsiniz. Ya da online senaryo yazma gruplarına katılarak senaryolarınızı paylaşabilir ve geri bildirim alabilirsiniz. Unutma, geri bildirim almak, senaryo yazma becerilerini geliştirmenin en iyi yollarından biridir.


9. Reddedilmeye Hazır Ol, Pes Etme, Gelişmeye Devam Et

Senaryo yazmak kolay değil. Reddedilmeye hazır olman lazım. Çünkü senaryon her zaman kabul edilmeyebilir. Yapımcılar senaryonu beğenmeyebilir, yayıncılar senaryonu yayınlamayabilir, izleyiciler senaryonu izlemeyebilir. Bu tür redler, moralini bozabilir. Ama pes etme. Reddedilmek, dünyanın sonu değil. Reddedilmek, sadece bir başlangıç olabilir. Reddedilmek, sana gelişme fırsatı verebilir.

Reddedildiğinde, neden reddedildiğini anlamaya çalış. Yapımcılarla, yayıncılarla, izleyicilerle iletişim kur. Onlardan geri bildirim al. Senaryonun hangi yönlerinin zayıf olduğunu öğren. Bu bilgileri kullanarak, senaryonu geliştirmeye çalış. Belki senaryonun konusu ilgi çekici değil, belki karakterlerin gelişimi yetersiz, belki diyaloglar sıkıcı. Bu tür sorunları tespit edip çözmeye çalış.

Gelişmeye devam et. Senaryo yazma konusunda sürekli öğren. Yeni kitaplar oku, yeni filmler izle, yeni oyunlar oyna. Farklı senaryo yazma tekniklerini öğren. Farklı türlerde senaryolar yazmayı dene. Deneyimlerinden ders çıkar. Her yazdığın senaryo, bir öncekinden daha iyi olsun. Unutma, senaryo yazmak bir süreçtir. Sürekli gelişmeye devam etmen lazım.

Ruhsal Not: Başarı, sadece yetenekle değil, aynı zamanda azimle de gelir. Reddedilmek, seni yıldırmasın, aksine kamçılasın. Unutma, her düşüş, bir kalkış fırsatıdır.

Perde Aralığı: Başarılı senaristlerin hayat hikayelerini okuyabilirsin. Onların nasıl zorluklarla karşılaştığını, nasıl pes etmediğini, nasıl başarıya ulaştığını öğrenebilirsin. Bu hikayeler, sana ilham verecek ve motive edecek.


10. Kendi Sesini Bul, Hikayeni Anlatmaktan Korkma

En önemli şey, kendi sesini bulmak. Herkesin kendine özgü bir bakış açısı var, kendine özgü bir hikayesi var. Sen de kendi hikayeni anlatmaktan korkma. Başkalarının ne düşüneceğini, ne söyleyeceğini umursama. Sadece kendi içinden geleni yaz. Kendi değerlerini, kendi inançlarını, kendi duygularını senaryona yansıt. Kendi sesini bulduğunda, senaryon daha özgün, daha samimi, daha etkileyici olacak.

Hikayeni anlatırken, dürüst ol. Kendine karşı dürüst ol, karakterlerine karşı dürüst ol, izleyicilere karşı dürüst ol. Yalan söyleme, abartma, kaçınma. Gerçekleri olduğu gibi yansıt. Kendi deneyimlerinden, kendi gözlemlerinden, kendi düşüncelerinden ilham al. Kendi hayatından kesitler sun. Kendi acılarını, kendi sevinçlerini, kendi umutlarını paylaş. Dürüst olduğunda, senaryon daha inandırıcı, daha dokunaklı, daha unutulmaz olacak.

Hikayeni anlatırken, cesur ol. Risk almaktan korkma. Alışılmışın dışına çık. Klişelerden kaçın. Farklı türleri, farklı teknikleri, farklı yaklaşımları dene. Kendi tarzını yarat. Kendi kurallarını koy. Cesur olduğunda, senaryon daha yenilikçi, daha çarpıcı, daha ilham verici olacak. Ama unutma, cesaretin de bir sınırı var. Yani, sadece şok etmek için cesur olma. Cesaretin, senaryonun mesajını güçlendirmeli.

Ruhsal Not: Her insanın içinde anlatılmayı bekleyen bir hikaye var. Sen de kendi hikayeni keşfetmek için cesaretini topla. Unutma, senin hikayen, dünyayı değiştirebilir.

Perde Aralığı: Şimdi otur ve en sevdiğin okul animesini düşün. Neden bu kadar çok sevdin? Hangi karakterleri, hangi sahneleri unutamadın? Bu anime, sana ne hissettirdi, sana ne öğretti? Bu soruların cevaplarını bulduktan sonra, kendi senaryonu yazmaya başla. Kendi sesini bul, hikayeni anlatmaktan korkma. Ve unutma, ben her zaman yanındayım. Başarılar dilerim!


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Biggie Tam bir one piece aşığıyım!