Parodi animeler: Dalga geçme nedir, türleri nelerdir? : Kahkaha tufanına hazır ol!

Parodi animeler dünyasına dalış yapmaya hazır mısın? Anime evreninin en komik ve absürt türlerinden biri olan parodi animeleri keşfet, dalga geçme sanatını öğren ve en iyi örneklerle kahkahaya boğul.

Şubat 28, 2026 - 07:29
Şubat 28, 2026 - 07:32
 0  0
Parodi animeler: Dalga geçme nedir, türleri nelerdir? : Kahkaha tufanına hazır ol!

1. Parodi Nedir Abi Ya?

Parodi dediğin şey, bir eseri, durumu veya kişiyi alıp onu abartılı bir şekilde taklit ederek komik hale getirme sanatıdır. Hani bazen bir arkadaşın yürüyüşünü, konuşmasını falan taklit edersin ya, işte onun anime versiyonu düşün. Amaç burada alay etmek değil, daha çok eğlenmek ve güldürmek. Parodi animelerde de durum aynı; popüler animeleri, mangaları, hatta bazen gerçek hayattaki olayları alıp kendi komik süzgeçlerinden geçiriyorlar. Mesela, Naruto'nun o meşhur "dattebayo"sunu alıp bambaşka bir bağlamda kullanmak, ya da One Piece'teki Luffy'nin o bitmek bilmeyen iştahını daha da abartmak gibi düşünebilirsin. Bu animeler genellikle orijinal esere saygı duyarlar ama aynı zamanda onunla dalga geçmekten de çekinmezler. Yani hem seviyorlar hem de tiye alıyorlar, tam bizlik!

Parodi animelerin en güzel yanı, zaten bildiğin ve sevdiğin şeylerle dalga geçmesi. Bu da izlerken sana ekstra bir keyif veriyor. Çünkü referansları anlıyorsun, göndermeleri yakalıyorsun ve "Aaa, bu da şuna gönderme yapıyor" diye kendi kendine sırıtıyorsun. Ama parodi yapmanın da bir sınırı var tabii. Bazen işler o kadar abartılıyor ki, komik olmaktan çıkıp cringe bir hale gelebiliyor. Ya da orijinal esere saygısızlık olarak algılanabiliyor. O yüzden iyi bir parodi anime, hem komik olacak hem de orijinal esere olan sevgiyi koruyacak.

Parodi animeler, sadece diğer animelerle değil, aynı zamanda popüler kültürün diğer öğeleriyle de dalga geçebilir. Mesela, bir bölümde Star Wars göndermesi görmek ya da bir karakterin Game of Thrones'taki bir repliği söylemesi hiç de şaşırtıcı olmaz. Bu da parodi animeleri daha da eğlenceli hale getiriyor. Çünkü sadece anime bilgisi değil, genel kültür bilgisi de gerektiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar kültürlüymüşüm" diye içten içe gururlanıyorsun.

Ruhsal Not: Parodi, aslında bir nevi ayna tutmaktır. Topluma, kültüre ve hatta kendimize ayna tutarak, absürtlüğümüzü ve komikliğimizi görmemizi sağlar.

Perde Aralığı: Kafanı dağıtmak, gülmekten karnına ağrılar sokmak ve anime dünyasına farklı bir açıdan bakmak istediğinde parodi animelere bir şans verebilirsin. Özellikle de arkadaşlarınla birlikte izleyip göndermeleri yakalamaya çalışmak çok keyifli olacaktır.


2. Tüyolarla Parodi Türleri: İnce Espri mi, Yoksa Tam Gaz mı?

Parodi animeler, kendi içinde de farklı türlere ayrılıyor aslında. Bazıları daha ince esprilerle, göndermelerle dolu olurken, bazıları tam gaz absürt komediye abanıyor. Mesela, "Spoof" dediğimiz tür, bir animeyi veya türü alıp birebir taklit ediyor ama bunu o kadar abartılı bir şekilde yapıyor ki, ortaya komik bir şey çıkıyor. "Gintama" bu türün en iyi örneklerinden biri. Hem Shonen Jump animeleriyle dalga geçiyor hem de kendi absürt dünyasını yaratıyor. Bir bölümde samuraylar uzaylılarla savaşıyor, diğer bölümde ise sadece vergi ödemeye çalışıyorlar. Tam bir karmaşa ama inanılmaz eğlenceli.

Bir de "Satire" dediğimiz tür var. Bu tür, daha çok toplumsal veya politik konuları ele alıp bunları komik bir dille eleştiriyor. "Hetalia: Axis Powers" bu türün ilginç bir örneği. Ülkeleri antropomorfize ederek, onların arasındaki ilişkileri komik bir şekilde anlatıyor. Ama aslında bu animenin altında, savaşın ve politik çekişmelerin ne kadar saçma olduğunu gösteren bir mesaj da var. Yani hem güldürüyor hem de düşündürüyor.

Son olarak, "Pastiche" dediğimiz bir tür var. Bu tür, farklı eserlerden öğeler alıp bunları bir araya getirerek yeni bir eser yaratıyor. Amaç burada dalga geçmek değil, daha çok saygı göstermek ve farklı tarzları bir araya getirmek. "Panty & Stocking with Garterbelt" bu türün çılgın bir örneği. Hem Amerikan çizgi filmlerinden hem de Japon animelerinden öğeler alıp, ortaya kendine özgü bir tarz yaratıyor. Hem seksi hem de absürt, tam bir görsel şölen.

Ruhsal Not: Her parodi türü, farklı bir ruh halini yansıtır. Bazıları daha ironik ve zeki esprilerle dolu olurken, bazıları daha çılgın ve absürt bir enerjiye sahiptir.

Perde Aralığı: Hangi tür parodi animeden hoşlandığını keşfetmek için farklı örnekler izleyebilirsin. İnce esprilerden mi hoşlanıyorsun, yoksa tam gaz absürt komedi mi seni daha çok güldürüyor? Karar senin!


3. Gintama: Parodinin Kralı Tahta Oturuyor

Abi Gintama'yı anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Bu anime, parodi konusunda o kadar ileri gitmiş ki, kendi türünü yaratmış resmen. Shonen Jump'ın altın çocuğu gibi görünen bu anime, aslında tam bir anarşist. Sürekli diğer animelerle, mangalarla, hatta bazen kendiyle bile dalga geçiyor. Bölümlerin çoğu tamamen saçmalık üzerine kurulu ama bir şekilde her bölüm seni kahkahalara boğmayı başarıyor. Gintoki'nin o umursamaz tavırları, Shinpachi'nin sürekli tsukkomi yapması, Kagura'nın bitmek bilmeyen açlığı... Hepsi bir araya gelince ortaya inanılmaz bir komedi şöleni çıkıyor.

Gintama'nın en sevdiğim yanı, sadece diğer animelerle değil, aynı zamanda popüler kültürün diğer öğeleriyle de dalga geçmesi. Bir bölümde Star Wars göndermesi görmek ya da bir karakterin Dragon Ball'daki bir tekniği kullanmaya çalışması hiç de şaşırtıcı olmaz. Bu da Gintama'yı daha da eğlenceli hale getiriyor. Çünkü sadece anime bilgisi değil, genel kültür bilgisi de gerektiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar kültürlüymüşüm" diye içten içe gururlanıyorsun.

Gintama'nın bir diğer özelliği de, komedinin yanı sıra dramı da çok iyi harmanlaması. Bazı bölümlerde kahkahadan kırılırken, bazı bölümlerde ise gözlerin dolabiliyor. Özellikle de karakterlerin geçmiş hikayeleri anlatıldığında, anime birdenbire çok daha derin bir anlam kazanıyor. Gintama, sadece bir parodi anime değil, aynı zamanda dostluk, fedakarlık ve hayatta kalma üzerine de çok şey söylüyor.

Ruhsal Not: Gintama, bize hayatın ciddiyetine rağmen gülmeyi unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor. Absürtlüğün içinde bile anlam bulabileceğimizi gösteriyor.

Perde Aralığı: Gintama'ya başlamak için en doğru zaman, kendini biraz keyifsiz hissettiğin ve gülmeye ihtiyaç duyduğun zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, bağımlısı olabilirsin!


4. Konosuba: RPG'lere Çakıyor, Biz Gülüyoruz

Konosuba, RPG oyunlarına aşina olan herkesin çok seveceği bir parodi anime. Ana karakterimiz Kazuma, tam bir oyun bağımlısı ve asosyal bir tip. Bir gün trafik kazasında öldükten sonra, bir tanrıça tarafından başka bir dünyaya gönderiliyor. Ama bu dünya, bildiğimiz RPG oyunlarından çok daha farklı. Kahraman olmak yerine, sürekli sorunlarla uğraşıyor, beceriksiz takım arkadaşlarıyla didişiyor ve parasızlık içinde kıvranıyor. Konosuba, RPG oyunlarındaki klişeleri alıp o kadar abartılı bir şekilde tiye alıyor ki, izlerken gülmekten yerlere yatıyorsun.

Konosuba'nın en sevdiğim yanı, karakterlerinin hepsi birbirinden sorunlu olması. Kazuma sürekli para peşinde koşan, Aqua sürekli ağlayan, Megumin sürekli patlamalarla uğraşan, Darkness ise sürekli dayak yemek isteyen tipler. Bu karakterlerin hepsi bir araya gelince ortaya tam bir komedi takımı çıkıyor. Bir bölümde ejderha avlamaya çalışıyorlar, diğer bölümde ise sadece tuvalet kağıdı bulmaya çalışıyorlar. Ama her ne yaparlarsa yapsınlar, mutlaka bir şekilde işleri berbat etmeyi başarıyorlar.

Konosuba, sadece RPG oyunlarıyla değil, aynı zamanda diğer anime türleriyle de dalga geçiyor. Bir bölümde harem anime klişelerini tiye alırken, diğer bölümde ise isekai anime klişelerini eleştiriyor. Bu da Konosuba'yı daha da eğlenceli hale getiriyor. Çünkü sadece oyun bilgisi değil, anime bilgisi de gerektiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar animeciymişim" diye içten içe gururlanıyorsun.

Ruhsal Not: Konosuba, bize hayatta her şeyin mükemmel olmak zorunda olmadığını hatırlatıyor. Bazen hatalarımızla, eksikliklerimizle ve sorunlarımızla birlikte daha mutlu olabiliriz.

Perde Aralığı: Konosuba'ya başlamak için en doğru zaman, kendini biraz stresli hissettiğin ve rahatlamaya ihtiyaç duyduğun zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, RPG oyunlarına olan bakış açın değişebilir!


5. Pop Team Epic: Absürdün Dibine Vuran Anime Manifestosu

Pop Team Epic, aklın sınırlarını zorlayan bir parodi anime. Bu animeyi anlatmak gerçekten çok zor çünkü her bölüm birbirinden farklı ve her bölüm tamamen saçmalık üzerine kurulu. Popuko ve Pipimi adında iki karakter var ve bu karakterler her bölümde farklı skeçlerde yer alıyorlar. Skeçlerin bazıları diğer animelerle dalga geçerken, bazıları popüler kültürün diğer öğeleriyle dalga geçiyor, bazıları ise tamamen anlamsız ve absürt. Pop Team Epic, parodi konusunda o kadar ileri gitmiş ki, artık parodi bile değil, bambaşka bir şey olmuş.

Pop Team Epic'in en sevdiğim yanı, hiçbir kuralı umursamaması. Bu anime, neyin komik olup olmadığını, neyin mantıklı olup olmadığını, neyin uygun olup olmadığını tamamen kendi kafasına göre belirliyor. Bir bölümde anime karakterleri rap yaparken, diğer bölümde kuklalarla tiyatro yapıyorlar, diğer bölümde ise tamamen gerçekçi bir şekilde günlük hayatı anlatıyorlar. Pop Team Epic, sürekli seni şaşırtmayı ve ne bekleyeceğini bilememeni sağlıyor.

Pop Team Epic, sadece diğer animelerle değil, aynı zamanda anime endüstrisiyle de dalga geçiyor. Bir bölümde animasyon kalitesini eleştirirken, diğer bölümde seslendirme sanatçılarıyla dalga geçiyor, diğer bölümde ise anime yapım sürecini tiye alıyor. Pop Team Epic, aslında anime endüstrisinin bir eleştirisi gibi de görülebilir. Bu anime, bize anime dünyasının ne kadar absürt ve komik olabileceğini gösteriyor.

Ruhsal Not: Pop Team Epic, bize hayatın anlamını sorgulamamızı ve absürtlüğün içinde bile eğlenmeyi öğrenmemizi öğretiyor.

Perde Aralığı: Pop Team Epic'e başlamak için en doğru zaman, kafanın tamamen boş olduğu ve hiçbir şey düşünmek istemediğin zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, aklını kaçırabilirsin!


6. Carnival Phantasm: Fate Evrenine Eğlenceli Bir Bakış

Carnival Phantasm, Fate serisini seven herkesin mutlaka izlemesi gereken bir parodi anime. Bu anime, Fate evrenindeki karakterleri alıp onları tamamen farklı ve komik durumlara sokuyor. Savaşmak yerine, yarışıyorlar, yemek yapıyorlar, karaoke yapıyorlar ve birbirleriyle dalga geçiyorlar. Carnival Phantasm, Fate serisindeki dramı ve ciddiyeti alıp tamamen tersine çeviriyor ve ortaya inanılmaz eğlenceli bir şey çıkarıyor.

Carnival Phantasm'ın en sevdiğim yanı, karakterlerin kişiliklerini abartılı bir şekilde yansıtması. Saber sürekli yemek yemek istiyor, Archer sürekli alaycı davranıyor, Rin ise sürekli para hesabı yapıyor. Bu karakterlerin hepsi bir araya gelince ortaya tam bir komedi takımı çıkıyor. Bir bölümde kutsal kase savaşı yerine yemek yarışması yapıyorlar, diğer bölümde ise bir adada hayatta kalmaya çalışıyorlar. Ama her ne yaparlarsa yapsınlar, mutlaka bir şekilde işleri berbat etmeyi başarıyorlar.

Carnival Phantasm, sadece Fate serisiyle değil, aynı zamanda diğer anime türleriyle de dalga geçiyor. Bir bölümde harem anime klişelerini tiye alırken, diğer bölümde ise mecha anime klişelerini eleştiriyor. Bu da Carnival Phantasm'ı daha da eğlenceli hale getiriyor. Çünkü sadece Fate bilgisi değil, anime bilgisi de gerektiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar animeciymişim" diye içten içe gururlanıyorsun.

Ruhsal Not: Carnival Phantasm, bize sevdiğimiz şeylerle dalga geçebileceğimizi ve onları daha da çok sevebileceğimizi gösteriyor.

Perde Aralığı: Carnival Phantasm'a başlamak için en doğru zaman, Fate serisini bitirdikten sonra ve biraz rahatlamaya ihtiyaç duyduğun zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, Fate serisine olan bakış açın değişebilir!


7. D-Frag!: Oyun Klübü Kaosu ve Parodik Çılgınlık

D-Frag!, okul hayatını ve oyun kulüplerini tiye alan bir parodi anime. Ana karakterimiz Kenji, okulun en havalı öğrencisi olmak isterken, kendini bir anda sorunlu bir oyun kulübünün içinde buluyor. Bu kulüpte birbirinden tuhaf kızlar var ve Kenji sürekli onların çılgınlıklarıyla uğraşmak zorunda kalıyor. D-Frag!, okul hayatındaki klişeleri alıp o kadar abartılı bir şekilde tiye alıyor ki, izlerken gülmekten yerlere yatıyorsun.

D-Frag!'in en sevdiğim yanı, karakterlerinin hepsi birbirinden manyak olması. Roka sürekli ateşle oynuyor, Chitose sürekli suyla saldırıyor, Sakura ise sürekli sopayla vuruyor. Bu karakterlerin hepsi bir araya gelince ortaya tam bir kaos ortamı çıkıyor. Bir bölümde kulübü kurtarmaya çalışıyorlar, diğer bölümde ise sadece oyun oynuyorlar. Ama her ne yaparlarsa yapsınlar, mutlaka bir şekilde ortalığı birbirine katmayı başarıyorlar.

D-Frag!, sadece okul hayatıyla değil, aynı zamanda diğer anime türleriyle de dalga geçiyor. Bir bölümde harem anime klişelerini tiye alırken, diğer bölümde ise dövüş anime klişelerini eleştiriyor. Bu da D-Frag!'i daha da eğlenceli hale getiriyor. Çünkü sadece okul bilgisi değil, anime bilgisi de gerektiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar animeciymişim" diye içten içe gururlanıyorsun.

Ruhsal Not: D-Frag!, bize hayatın bazen ne kadar saçma olabileceğini ve bu saçmalıkların içinde bile eğlenmeyi öğrenmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Perde Aralığı: D-Frag!'e başlamak için en doğru zaman, okul hayatından biraz bunaldığın ve rahatlamaya ihtiyaç duyduğun zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, okul kulüplerine olan bakış açın değişebilir!


8. Seitokai Yakuindomo: +18 Espriler ve Öğrenci Konseyi Komedisi

Seitokai Yakuindomo, öğrenci konseyini ve +18 esprileri harmanlayan bir parodi anime. Ana karakterimiz Takatoshi, yeni bir okula başlıyor ve hemen öğrenci konseyine katılıyor. Ama bu konsey, bildiğimiz konseyden çok farklı. Konseydeki kızlar sürekli +18 espriler yapıyor ve Takatoshi sürekli onları düzeltmeye çalışıyor. Seitokai Yakuindomo, +18 esprileri alıp o kadar abartılı bir şekilde tiye alıyor ki, izlerken gülmekten yerlere yatıyorsun.

Seitokai Yakuindomo'nun en sevdiğim yanı, karakterlerinin hepsi birbirinden sapık olması. Aria sürekli cinsel imalar yapıyor, Shino sürekli yanlış anlamalar yaratıyor, Suzu ise sürekli kısa boyuyla dalga geçiyor. Bu karakterlerin hepsi bir araya gelince ortaya tam bir sapıklar ordusu çıkıyor. Bir bölümde okulu tanıtmaya çalışıyorlar, diğer bölümde ise sadece dedikodu yapıyorlar. Ama her ne yaparlarsa yapsınlar, mutlaka bir şekilde işleri sekse bağlamayı başarıyorlar.

Seitokai Yakuindomo, sadece +18 esprilerle değil, aynı zamanda diğer anime türleriyle de dalga geçiyor. Bir bölümde harem anime klişelerini tiye alırken, diğer bölümde ise romantik komedi klişelerini eleştiriyor. Bu da Seitokai Yakuindomo'yu daha da eğlenceli hale getiriyor. Çünkü sadece seks bilgisi değil, anime bilgisi de gerektiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar animeciymişim" diye içten içe gururlanıyorsun.

Ruhsal Not: Seitokai Yakuindomo, bize cinselliğin tabu olmadığını ve onunla dalga geçebileceğimizi gösteriyor.

Perde Aralığı: Seitokai Yakuindomo'ya başlamak için en doğru zaman, +18 esprilerden hoşlandığın ve gülmeye ihtiyaç duyduğun zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, ahlak anlayışın değişebilir!


9. Excel Saga: Her Türden Animeye Saygı Duruşu ve Kaos

Excel Saga, anime tarihinin en çılgın ve absürt yapımlarından biri. Bu anime, her bölümünde farklı bir türü parodileştiriyor ve bunu o kadar abartılı bir şekilde yapıyor ki, izlerken ne olduğunu anlamıyorsun bile. Ana karakterimiz Excel, ACROSS adında gizli bir örgütün üyesi ve örgütün lideri Il Palazzo'nun dünyayı ele geçirme planlarına yardım etmeye çalışıyor. Ama Excel o kadar beceriksiz ve deli dolu ki, sürekli işleri berbat ediyor ve örgütün planlarını sabote ediyor. Excel Saga, anime türlerini alıp o kadar abartılı bir şekilde tiye alıyor ki, izlerken gülmekten yerlere yatıyorsun.

Excel Saga'nın en sevdiğim yanı, sürekli tür değiştirmesi. Bir bölümde bilim kurgu anime parodisi izlerken, diğer bölümde romantik komedi anime parodisi izliyorsun, diğer bölümde ise korku anime parodisi izliyorsun. Bu da Excel Saga'yı sürekli taze ve heyecanlı tutuyor. Çünkü ne bekleyeceğini asla bilemiyorsun. Bir bölümde Excel uzaylılarla savaşırken, diğer bölümde bir aşk üçgeninin içinde kalıyor, diğer bölümde ise zombilerden kaçıyor. Ama her ne yaparsa yapsın, mutlaka bir şekilde ortalığı birbirine katmayı başarıyor.

Excel Saga, sadece anime türleriyle değil, aynı zamanda anime endüstrisiyle de dalga geçiyor. Bir bölümde animasyon kalitesini eleştirirken, diğer bölümde seslendirme sanatçılarıyla dalga geçiyor, diğer bölümde ise anime yapım sürecini tiye alıyor. Excel Saga, aslında anime endüstrisinin bir eleştirisi gibi de görülebilir. Bu anime, bize anime dünyasının ne kadar absürt ve komik olabileceğini gösteriyor.

Ruhsal Not: Excel Saga, bize hayatın anlamını sorgulamamızı ve absürtlüğün içinde bile eğlenmeyi öğrenmemizi öğretiyor.

Perde Aralığı: Excel Saga'ya başlamak için en doğru zaman, kafanın tamamen boş olduğu ve hiçbir şey düşünmek istemediğin zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, aklını kaçırabilirsin!


10. Anlamı Arayan Ruhlara Son Çağrı: Parodi Animenin Büyüsü

Parodi animeler, sadece güldürmekle kalmıyor, aynı zamanda anime dünyasına farklı bir bakış açısı sunuyor. Sevdiğimiz karakterlerle, türlerle ve klişelerle dalga geçerek, aslında onlara olan sevgimizi ve bağlılığımızı da gösteriyoruz. Parodi animeler, bize anime dünyasının ne kadar absürt ve komik olabileceğini hatırlatıyor ve bu absürtlüğün içinde bile eğlenmeyi öğrenmemizi sağlıyor. Bu animeler, sadece eğlence arayanlar için değil, aynı zamanda anime kültürünü daha derinlemesine anlamak isteyenler için de harika bir kaynak.

Parodi animeler izlerken, sadece kahkahalara boğulmakla kalmıyor, aynı zamanda anime dünyasına olan bilginizi de tazeliyorsunuz. Çünkü parodi animeler, sürekli diğer animelere göndermeler yapıyor ve bu göndermeleri anlamak için anime kültürüne hakim olmanız gerekiyor. Bu da parodi animeleri daha da eğlenceli hale getiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar animeciymişim" diye içten içe gururlanıyorsun.

Parodi animeler, sadece anime dünyasıyla değil, aynı zamanda popüler kültürün diğer öğeleriyle de dalga geçebilir. Bu da parodi animeleri daha da geniş bir kitleye hitap etmesini sağlıyor. Bir bölümde Star Wars göndermesi görmek ya da bir karakterin Game of Thrones'taki bir repliği söylemesi hiç de şaşırtıcı olmaz. Bu da parodi animeleri daha da eğlenceli hale getiriyor. Çünkü sadece anime bilgisi değil, genel kültür bilgisi de gerektiriyor. İzlerken hem eğleniyorsun hem de "Ulan ben ne kadar kültürlüymüşüm" diye içten içe gururlanıyorsun.

Ruhsal Not: Parodi animeler, bize hayatın ciddiyetine rağmen gülmeyi unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor. Absürtlüğün içinde bile anlam bulabileceğimizi gösteriyor.

Perde Aralığı: Parodi animelere başlamak için en doğru zaman, kendini biraz keyifsiz hissettiğin ve gülmeye ihtiyaç duyduğun zaman. Ama dikkat et, bir kere başladın mı, bağımlısı olabilirsin! Akşam üzeri, hafiften esen rüzgarın yüzüme vurduğu, denizin dalga seslerinin kulağımda yankılandığı o an, bir parodi anime açıp kahkahalarla günü kapatmak gibisi yok. Sanki tüm dertler, tüm sıkıntılar o kahkahaların içinde eriyip gidiyor. İşte o an, parodi animenin büyüsüne kapıldığım o an...


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Biggie Tam bir one piece aşığıyım!