Porco Rosso'daki Faşizm eleştirisi: Ne anlatılmak isteniyor?

Porco Rosso'nun derinliklerine iniyoruz! Miyazaki'nin bu başyapıtı sadece uçan domuzun macerası değil, aynı zamanda faşizme karşı güçlü bir eleştiri. Filmde ne anlatılmak istendiğini gel beraber keşfedelim, ruhumuzun derinliklerine dokunalım.

Şubat 9, 2026 - 16:50
Şubat 9, 2026 - 16:53
 0  0
Porco Rosso'daki Faşizm eleştirisi: Ne anlatılmak isteniyor?

1. Porco Rosso'nun Yaratılışındaki Ruh

Abi şimdi Porco Rosso'yu ele alırken, Miyazaki'nin kafasında neler döndüğünü anlamak lazım. Adamın geçmişi, dünya görüşü falan hepsi bu filme yansımış durumda. Miyazaki, savaş karşıtı bir adam. Çocukluğunda savaşın yıkıcı etkilerini görmüş, yaşamış. Bu yüzden filmlerinde sürekli savaşın anlamsızlığına, yıkıcılığına vurgu yapar. Porco Rosso da bu temanın en belirgin örneklerinden biri. Adam bildiğin faşizme giydiriyor, hem de öyle böyle değil. Alttan alta ince mesajlar vererek değil, direkt karakterler üzerinden eleştiriyor. Porco Rosso'nun kendisi, faşizmden tiksinen, özgürlüğüne düşkün bir adam. Onun hikayesi, aslında Miyazaki'nin faşizme karşı duruşunun bir yansıması. Filmde Porco'nun "Domuz olmak, faşist olmaktan iyidir" demesi, bence filmin en vurucu repliklerinden biri. Bu replik, sadece Porco'nun değil, Miyazaki'nin de düşüncelerini yansıtıyor. Bu arada, Miyazaki'nin diğer filmlerinde de benzer temalar var. Mesela Prenses Mononoke'de doğayla insanın çatışması, Ruhların Kaçışı'nda kapitalizmin eleştirisi gibi konular işleniyor. Ama Porco Rosso, faşizm eleştirisi konusunda bambaşka bir yerde duruyor. Çünkü film, direkt olarak 1. Dünya Savaşı sonrası İtalya'sında geçiyor ve faşizmin yükselişine tanık oluyor.

Ruhsal Not: Porco Rosso'nun iç dünyası, savaşın travmalarıyla dolu. O, savaştan kaçmak için kendini bir domuza dönüştürmüş. Bu dönüşüm, aslında onun ruhsal bir kaçışı. Ama aynı zamanda, faşizme karşı bir duruşu da simgeliyor. Porco, insan olmaktan vazgeçerek, faşistlerin dünyasından uzaklaşmayı seçiyor.

Perde Aralığı: Bu filmi, tarihin karanlık dönemlerine meraklıysan ve savaşın insan ruhunda bıraktığı izleri görmek istersen izle. Ya da sadece Miyazaki'nin büyülü dünyasına dalmak istersen de olur. Akşamüstü, demli bir çay ve yanında kurabiyelerle Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


2. Faşizmin Yükselişi ve Porco'nun Tepkisi

Film, 1920'lerin İtalya'sında, faşizmin yükseldiği bir dönemde geçiyor. Mussolini'nin iktidara geldiği, baskıcı rejiminin her yere yayıldığı bir zaman dilimi. Porco Rosso, bu dönemde faşizme karşı duran nadir insanlardan biri. O, eski bir savaş pilotu ve kahraman olmasına rağmen, faşist rejime katılmayı reddediyor. Hatta daha da ileri giderek, ödül avcısı olarak hayatını sürdürüyor ve hava korsanlarıyla mücadele ediyor. Bu durum, faşistlerin hiç hoşuna gitmiyor tabii ki. Onlar, Porco'yu kendi saflarına çekmek, onu propaganda aracı olarak kullanmak istiyorlar. Ama Porco, buna kesinlikle yanaşmıyor. Çünkü o, özgürlüğüne düşkün bir adam ve faşistlerin baskıcı ideolojisine karşı çıkıyor. Filmde, faşistlerin Porco'yu yakalamak için sürekli girişimlerde bulunduğunu görüyoruz. Onlar, her türlü yolu deniyorlar. Ama Porco, zekası ve yetenekleriyle her seferinde onlardan kurtulmayı başarıyor. Bu kovalamaca sahneleri, aslında faşizmin baskıcı doğasını ve Porco'nun direnişini simgeliyor. Filmde, Porco'nun faşizme karşı duruşunu destekleyen başka karakterler de var. Mesela Gina, Porco'nun en yakın arkadaşı ve ona her zaman destek oluyor. Piccolo ise, Porco'nun uçağını tamir eden yetenekli bir mühendis. Onlar da faşizme karşı sessiz bir direniş gösteriyorlar.

Ruhsal Not: Porco'nun faşizme karşı duruşu, aslında hepimizin içindeki özgürlük arzusunu temsil ediyor. O, baskıya boyun eğmeyen, kendi değerlerine sahip çıkan bir karakter. Onun hikayesi, bize her zaman doğru bildiğimiz şeyin arkasında durmamız gerektiğini hatırlatıyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de özgürlükçü bir ruha sahipsen ve baskıya karşı direnmek istiyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Porco'nun hikayesi, sana ilham verecek ve kendi hayatında da daha cesur olmanı sağlayacak. Gece yarısı, yıldızlar altında, bir kadeh şarap eşliğinde Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


3. Uçaklar ve Özgürlük Sembolizmi

Porco Rosso'da uçaklar sadece birer araç değil, aynı zamanda özgürlüğün sembolü. Porco'nun uçağı, onun en değerli varlığı. Çünkü o, uçağıyla istediği yere gidebiliyor, istediği gibi yaşayabiliyor. Uçmak, onun için faşistlerin baskısından kaçmanın, özgürlüğünü korumanın bir yolu. Filmde, uçakların havada süzülüşü, Porco'nun ruh halini yansıtıyor. Ne zaman Porco mutlu olsa, uçağı da o kadar hızlı ve çevik hareket ediyor. Ne zaman Porco üzgün olsa, uçağı da o kadar yavaş ve hantal uçuyor. Bu durum, uçakların sadece birer araç olmadığını, aynı zamanda Porco'nun duygusal durumunu yansıttığını gösteriyor. Filmde, hava korsanları da uçakları özgürlük için kullanıyorlar. Onlar, zenginleri soyarak, kendi hayatlarını sürdürüyorlar. Bu durum, onların da faşist rejime karşı bir başkaldırısı olarak yorumlanabilir. Ancak Porco, hava korsanlarının yöntemlerini doğru bulmuyor. O, şiddete karşı ve sorunların barışçıl yollarla çözülmesinden yana. Bu yüzden, hava korsanlarıyla mücadele ediyor ve onları adalete teslim ediyor. Filmde, uçakların tamir edildiği Piccolo'nun atölyesi de önemli bir mekan. Burası, Porco'nun sığınağı, onun huzur bulduğu yer. Piccolo ve çalışanları, Porco'nun uçağını her zaman en iyi şekilde tamir ediyorlar ve ona destek oluyorlar. Bu atölye, aslında Porco'nun dostlarının bir araya geldiği, dayanışma içinde olduğu bir yer.

Ruhsal Not: Uçmak, insanın en temel arzularından biri olan özgürlüğü temsil ediyor. Porco'nun uçağı, onun bu arzusunun bir yansıması. O, uçağıyla gökyüzünde süzülürken, tüm dertlerinden, tüm sorunlarından uzaklaşıyor ve özgürlüğün tadını çıkarıyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de özgürlüğüne düşkünsen ve gökyüzünde süzülmenin hayalini kuruyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Porco'nun uçağı, sana ilham verecek ve kendi hayatında da daha özgür olmanı sağlayacak. Sabah erken saatlerde, güneşin doğuşunu izlerken Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


4. Gina'nın Dramı ve Aşkın Eleştirisi

Gina, Porco Rosso'nun en yakın arkadaşı ve ona aşık. Ancak Gina'nın aşkı, karşılıksız bir aşk. Çünkü Porco, geçmişte yaşadığı bir travma yüzünden, aşka kendini kapatmış durumda. Gina, film boyunca Porco'nun sevgisini kazanmaya çalışıyor. Ona sürekli destek oluyor, onu teselli ediyor ve ona olan aşkını dile getiriyor. Ancak Porco, Gina'nın aşkına karşılık vermiyor. Çünkü o, kendini bir domuza dönüştürerek, insanlarla arasına mesafe koymuş durumda. Gina, Porco'nun bu durumuna çok üzülüyor. O, Porco'nun yeniden insan olmasını, yeniden aşka inanmasını istiyor. Filmde, Gina'nın şarkıları, onun duygularını yansıtıyor. Gina'nın şarkıları, hüzünlü, melankolik ve aşk dolu. Bu şarkılar, filmin atmosferini daha da derinleştiriyor ve izleyiciyi etkiliyor. Gina'nın karakteri, aslında aşkın gücünü ve umudun önemini simgeliyor. O, Porco'nun sevgisini kazanamasa bile, ona olan inancını hiç kaybetmiyor. Filmde, Gina'nın Porco'ya söylediği "Seni bekleyeceğim" sözü, onun aşkının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Gina, Porco'nun değişmesini, yeniden insan olmasını bekleyecek kadar sabırlı ve sevgi dolu bir kadın.

Ruhsal Not: Aşk, insanın en temel duygularından biri. Ancak aşk, bazen acı verici olabilir. Gina'nın aşkı, karşılıksız bir aşk olduğu için, ona acı veriyor. Ama aynı zamanda, aşk ona güç veriyor ve hayata tutunmasını sağlıyor. Gina, aşkıyla birlikte, umudunu da koruyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de aşk acısı çekiyorsan veya karşılıksız bir aşk yaşıyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Gina'nın hikayesi, sana ilham verecek ve kendi aşkında da daha sabırlı olmanı sağlayacak. Yağmurlu bir günde, sıcak bir battaniye altında Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


5. Marco Pagot'nun Dönüşümü ve Kimlik Arayışı

Marco Pagot, aslında Porco Rosso'nun eski hali. O, 1. Dünya Savaşı'nda kahramanlıklar göstermiş bir savaş pilotu. Ancak savaşın travmaları, onu derinden etkilemiş. Marco, savaşta birçok arkadaşını kaybetmiş ve bu durum, onda büyük bir vicdan azabına neden olmuş. Marco, savaşın anlamsızlığına, yıkıcılığına tanık olmuş ve bu yüzden, savaştan sonra hayata küsmüş. Marco, kendini bir domuza dönüştürerek, insanlarla arasına mesafe koymuş. Bu dönüşüm, aslında onun ruhsal bir kaçışı. Marco, insan olmaktan vazgeçerek, savaşın travmalarından uzaklaşmayı seçiyor. Ancak Marco, domuz olarak da mutlu değil. O, sürekli geçmişiyle yüzleşiyor, savaşta yaşadığı acıları hatırlıyor. Marco, kim olduğunu, ne istediğini bilmiyor. O, bir kimlik arayışı içinde. Filmde, Marco'nun geçmişiyle yüzleştiği sahneler, onun iç dünyasını yansıtıyor. Marco, savaşta ölen arkadaşlarını görüyor, onların hayaletleriyle konuşuyor. Bu sahneler, filmin en duygusal anlarından biri. Marco, geçmişiyle yüzleştikten sonra, yavaş yavaş değişmeye başlıyor. O, yeniden insan olmaya, yeniden hayata tutunmaya karar veriyor. Marco, Gina'nın aşkı sayesinde, yeniden umutlanıyor ve geleceğe bakmaya başlıyor.

Ruhsal Not: İnsan, hayatı boyunca sürekli bir kimlik arayışı içinde. Marco'nun hikayesi, bize bu arayışın ne kadar zorlu olabileceğini gösteriyor. Ancak aynı zamanda, bize umudun ve sevginin gücünü de gösteriyor. Marco, aşk sayesinde, yeniden kendini buluyor ve hayata yeniden başlıyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de kimlik arayışı içindeysen veya geçmişinle yüzleşmekte zorlanıyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Marco'nun hikayesi, sana ilham verecek ve kendi hayatında da daha cesur olmanı sağlayacak. Sessiz bir akşamda, mum ışığında Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


6. Savaş Karşıtlığı ve Pasifizm

Porco Rosso, baştan sona savaş karşıtı bir film. Miyazaki, bu filmde savaşın anlamsızlığını, yıkıcılığını gözler önüne seriyor. Film, 1. Dünya Savaşı sonrası İtalya'sında geçiyor ve savaşın izleri her yerde görülüyor. Porco Rosso, savaşta kahramanlıklar göstermiş olmasına rağmen, savaştan nefret ediyor. O, savaşın insanları nasıl değiştirdiğini, nasıl acımasızlaştırdığını görmüş. Bu yüzden, savaştan sonra hayata küsmüş ve kendini bir domuza dönüştürmüş. Filmde, Porco'nun savaşla ilgili anıları, onun travmalarını yansıtıyor. Porco, savaşta ölen arkadaşlarını hatırlıyor, onların hayaletleriyle konuşuyor. Bu sahneler, filmin en duygusal anlarından biri. Porco, savaşın anlamsızlığına o kadar inanmış ki, faşist rejime katılmayı reddediyor. O, faşistlerin savaş çığırtkanlığına karşı çıkıyor ve özgürlüğüne düşkün bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Filmde, Porco'nun "Domuz olmak, faşist olmaktan iyidir" demesi, onun savaş karşıtı duruşunu en net şekilde ifade ediyor. Porco, savaş yerine barışı, şiddet yerine sevgiyi savunuyor. O, pasifist bir yaşam tarzını benimsiyor ve sorunların barışçıl yollarla çözülmesinden yana.

Ruhsal Not: Savaş, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri. Savaş, sadece fiziksel yıkıma neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda insan ruhunda da derin yaralar açıyor. Porco Rosso, bize savaşın acımasız yüzünü gösteriyor ve barışın önemini hatırlatıyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de savaş karşıtıysan ve barışın önemine inanıyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Porco Rosso'nun hikayesi, sana ilham verecek ve kendi hayatında da daha barışçıl olmanı sağlayacak. Bahar aylarında, kuş sesleri eşliğinde Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


7. İtalyan Kültürü ve Tarihi

Porco Rosso, İtalyan kültürü ve tarihine göndermelerle dolu bir film. Film, 1920'lerin İtalya'sında geçiyor ve o dönemin atmosferi, mimarisi, kıyafetleri, müzikleri filme yansımış durumda. Filmde, İtalyan şehirleri, köyleri, kasabaları detaylı bir şekilde tasvir ediliyor. Bu tasvirler, izleyiciyi o döneme götürüyor ve İtalya'nın güzelliklerini gözler önüne seriyor. Filmde, İtalyan yemekleri, içecekleri, gelenekleri de yer alıyor. Bu detaylar, filmin kültürel zenginliğini artırıyor ve izleyiciye İtalya'yı daha yakından tanıma fırsatı veriyor. Filmde, İtalyan müziği önemli bir rol oynuyor. Gina'nın şarkıları, filmin atmosferini daha da derinleştiriyor ve izleyiciyi etkiliyor. Bu şarkılar, İtalyan halk müziğinin örnekleri ve filmin kültürel kimliğini oluşturuyor. Filmde, İtalyan tarihiyle ilgili göndermeler de var. Film, 1. Dünya Savaşı sonrası İtalya'sında geçiyor ve o dönemin siyasi, sosyal olayları filme yansımış durumda. Film, faşizmin yükselişine tanık oluyor ve bu durum, filmin ana temalarından birini oluşturuyor. Film, İtalyan kahramanlık efsanelerine de göndermeler yapıyor. Porco Rosso, eski bir savaş pilotu ve kahraman olmasına rağmen, savaştan nefret ediyor. Bu durum, İtalyan halkının savaşla ilgili karmaşık duygularını yansıtıyor.

Ruhsal Not: Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur ve o toplumun değerlerini yansıtır. Porco Rosso, İtalyan kültürünü ve tarihini başarıyla yansıtıyor ve izleyiciye İtalya'yı daha yakından tanıma fırsatı veriyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de İtalyan kültürüne ve tarihine meraklıysan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Porco Rosso'nun hikayesi, sana İtalya'yı daha da sevdirecek ve İtalyan kültürünü daha yakından tanımak isteyeceksin. Akşam yemeğinden sonra, bir fincan espresso eşliğinde Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


8. Piccolo'nun Atölyesi ve Zanaatkarlığın Önemi

Piccolo'nun atölyesi, Porco Rosso'nun en önemli mekanlarından biri. Burası, Porco'nun uçağını tamir eden, ona destek olan yetenekli bir mühendisin mekanı. Piccolo, sadece bir mühendis değil, aynı zamanda bir zanaatkar. O, uçağı tamir ederken, ona ruhunu katıyor ve onu bir sanat eserine dönüştürüyor. Piccolo'nun atölyesi, sadece bir tamirhane değil, aynı zamanda bir buluşma noktası. Burası, Porco'nun dostlarının bir araya geldiği, dayanışma içinde olduğu bir yer. Piccolo ve çalışanları, Porco'nun uçağını her zaman en iyi şekilde tamir ediyorlar ve ona destek oluyorlar. Onlar, Porco'nun faşizme karşı duruşunu destekliyorlar ve ona moral veriyorlar. Filmde, Piccolo'nun atölyesinde çalışan kadınlar, önemli bir rol oynuyor. Onlar, sadece uçağı tamir etmekle kalmıyor, aynı zamanda Porco'ya akıl veriyorlar ve ona yol gösteriyorlar. Bu kadınlar, güçlü, bağımsız ve zeki karakterler. Onlar, İtalyan toplumunda kadının rolünü yeniden tanımlıyorlar. Filmde, Piccolo'nun zanaatkarlığı, modernleşmeye karşı bir duruşu temsil ediyor. Piccolo, el işçiliğine değer veriyor ve makinelerin insan ruhunu öldürdüğüne inanıyor. O, uçağı tamir ederken, ona ruhunu katıyor ve onu bir sanat eserine dönüştürüyor. Bu durum, filmin ana temalarından birini oluşturuyor.

Ruhsal Not: Zanaatkarlık, insanın yaratıcılığını ve yeteneklerini ortaya koyduğu bir sanat. Piccolo'nun atölyesi, zanaatkarlığın önemini vurguluyor ve bize el işçiliğinin değerini hatırlatıyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de zanaatkarlığa değer veriyorsan ve el işçiliğinin güzelliğine inanıyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Piccolo'nun atölyesi, sana ilham verecek ve kendi hayatında da daha yaratıcı olmanı sağlayacak. Hafta sonu, el işiyle uğraşırken Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


9. Amerikan Pilot Curtis ve Rekabetin Doğası

Curtis, filmdeki Amerikan pilot ve Porco Rosso'nun rakibi. O, yetenekli, hırslı ve gösterişli bir pilot. Curtis, Hollywood yıldızı olma hayalleri kuruyor ve bu yüzden, Porco Rosso'yu yenerek ün kazanmak istiyor. Curtis ve Porco Rosso arasındaki rekabet, filmin ana unsurlarından biri. Onlar, sürekli birbirleriyle yarışıyorlar ve birbirlerini geçmeye çalışıyorlar. Ancak Curtis ve Porco Rosso arasındaki rekabet, sadece bir yarışma değil, aynı zamanda bir dostluk. Onlar, birbirlerine saygı duyuyorlar ve birbirlerinin yeteneklerini takdir ediyorlar. Filmde, Curtis'in Amerikan kültürüyle ilgili göndermeleri, filmin mizahını artırıyor. Curtis, sürekli Amerikan filmlerinden bahsediyor, Amerikan yemekleri yiyor ve Amerikan şarkıları söylüyor. Bu durum, filmin kültürel çeşitliliğini artırıyor ve izleyiciye farklı bir bakış açısı sunuyor. Filmde, Curtis'in hırsı, Amerikan rüyasını temsil ediyor. Curtis, fakir bir aileden geliyor ve Hollywood yıldızı olarak zengin olmak istiyor. O, hırsıyla, azmiyle ve yeteneğiyle bu hayalini gerçekleştirmeye çalışıyor. Ancak Curtis, hırsına yenik düşüyor ve Porco Rosso'ya karşı dürüst olmayan yollara başvuruyor. Bu durum, filmin ahlaki bir mesajını oluşturuyor.

Ruhsal Not: Rekabet, insanın gelişmesine yardımcı olabilir. Ancak rekabet, dürüstlük ve saygı çerçevesinde yapılmalı. Curtis'in hırsı, onu yanlış yollara sürüklüyor ve bu durum, onun karakterini zayıflatıyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de rekabetçi bir ruha sahipsen ve başarıya ulaşmak istiyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Curtis'in hikayesi, sana ilham verecek ve kendi hayatında da daha hırslı olmanı sağlayacak. Ama aynı zamanda, sana dürüstlüğün ve saygının önemini hatırlatacak. Spor yaparken, antrenman yaparken Porco Rosso'nun keyfini çıkarabilirsin.


10. Miyazaki'nin Mirası ve Faşizme Karşı Sanatın Gücü

Porco Rosso, Miyazaki'nin en önemli filmlerinden biri ve onun sanat anlayışını, dünya görüşünü yansıtıyor. Miyazaki, bu filmde faşizme karşı güçlü bir eleştiri getiriyor ve sanatın gücünü vurguluyor. Film, sadece bir animasyon filmi değil, aynı zamanda bir sanat eseri. Miyazaki, filmi yaratırken, İtalyan kültüründen, tarihinden, mitolojisinden ilham almış ve ortaya özgün bir eser çıkarmış. Film, sadece görsel olarak değil, aynı zamanda müzikleriyle, karakterleriyle, hikayesiyle de etkileyici. Miyazaki, filmlerinde sürekli savaş karşıtlığı, doğa sevgisi, insanlık gibi temaları işliyor. Porco Rosso da bu temaların en belirgin örneklerinden biri. Film, savaşın anlamsızlığını, yıkıcılığını gözler önüne seriyor ve barışın önemini vurguluyor. Miyazaki, filmlerinde kadın karakterlere önemli roller veriyor. Porco Rosso'daki Gina, Fio ve Piccolo'nun atölyesindeki kadınlar, güçlü, bağımsız ve zeki karakterler. Bu durum, Miyazaki'nin kadınlara verdiği değeri gösteriyor. Miyazaki, filmleriyle sadece eğlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda düşündürüyor ve izleyiciye ilham veriyor. Porco Rosso da bu filmlerden biri. Film, izleyiciyi faşizmin tehlikeleri konusunda uyarıyor ve özgürlüğün önemini hatırlatıyor. Miyazaki'nin mirası, sadece animasyon dünyasında değil, tüm sanat dünyasında hissediliyor. Onun filmleri, gelecek nesillere ilham vermeye devam edecek.

Ruhsal Not: Sanat, insanın kendini ifade etme yolu ve toplumun aynası. Miyazaki'nin filmleri, sanatın gücünü gösteriyor ve bize daha iyi bir dünya için ilham veriyor.

Perde Aralığı: Eğer sen de Miyazaki'nin hayranıysan ve sanatın gücüne inanıyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Belki de Porco Rosso'nun hikayesi, sana ilham verecek ve kendi hayatında da daha yaratıcı olmanı sağlayacak. Film bittikten sonra, gökyüzüne bak ve Porco Rosso'nun ruhunu hisset. Akşam üzeri, sahilde yürüyüş yaparken, hafif bir deniz meltemi eserken, Porco Rosso'nun o büyülü dünyasına geri dönüyorum. Denizin kokusu, kulağımda yankılanan uçak motorunun sesi ve Gina'nın hüzünlü şarkısı... Sanki o an, Porco Rosso'nun ruhuyla birleşiyorum ve özgürlüğün tadını çıkarıyorum. İşte bu, bir başyapıtın mirasıdır.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Biggie Tam bir one piece aşığıyım!