Lise Erkeklerinin Sıradan Hayatları tarzı animeler bulma rehberi: Gündelik Kaosun İzinde
Lise Erkeklerinin Sıradan Hayatları gibi absürt komedi ve gündelik yaşam dilimlerini sevenler için harika bir rehber! Bu animeler, dostlukların, tuhaflıkların ve beklenmedik anların tadını çıkarmanızı sağlayacak. Gel, bu çılgın dünyaya birlikte dalalım!
(BOŞLUK)
1. Danshi Koukousei no Nichijou (Lise Erkeklerinin Sıradan Hayatları)
Abi, bu anime efsane ya! "Lise Erkeklerinin Sıradan Hayatları" tam bir absürt komedi şöleni. Hani bazen oturup "Ne izlesem?" diye düşünürsün ya, işte o an bu anime ilaç gibi gelir. Üç tane liseli arkadaşın (Tadakuni, Hidenori ve Yoshitake) gündelik hayatlarındaki saçmalıkları anlatıyor. Ama öyle böyle değil, bildiğin hayatın içinden skeçler gibi. Bir bakmışsın nehir kenarında takılıyorlar, bir bakmışsın kız kardeşlerinden kaçıyorlar, bir bakmışsın da kendi aralarında inanılmaz saçma triplere giriyorlar. Özellikle "Edebiyat Kızları Köşesi" diye bir bölüm var, orada olanlar akıl alır gibi değil. Kızlar bambaşka bir boyutta yaşıyor sanki. Animenin çizimleri falan da çok tatlı, karakterlerin mimikleri falan insanı kopartıyor. Müzikleri de tam kafa dağıtmalık, böyle insanı gaza getiren cinsten.
Bu animeyi izlerken kendimi liseye dönmüş gibi hissediyorum. O zamanlar da böyle saçma sapan şeylerle uğraşırdık arkadaşlarla. Ama işte o anlar hayatın en güzel anıları oluyor. "Lise Erkeklerinin Sıradan Hayatları" işte o anıları canlandırıyor. Hani bazen "Keşke liseye geri dönebilsem" dersin ya, bu anime o hissi veriyor işte. Tabii ki o zamanki gibi ders çalışmak zorunda değilsin, sadece eğleniyorsun!
Ruhsal Not: Bu anime, içimizdeki çocuğu serbest bırakmamızı ve hayatın küçük anlarının tadını çıkarmamızı hatırlatıyor. Bazen sadece gülmek ve eğlenmek, her şeyi unutmak gerekir ya, işte bu anime o anlar için birebir.
Perde Aralığı: Kendini yorgun ve stresli hissettiğin zamanlarda, şöyle güzel bir çay veya kahve alıp bu animeyi aç. Garanti veriyorum, bütün stresin uçup gidecek. Özellikle arkadaşlarınla birlikte izlersen daha da keyifli olur.
2. Nichijou - My Ordinary Life
"Nichijou" da tam "Lise Erkeklerinin Sıradan Hayatları" kafasında bir anime. Hatta bence ondan bile daha absürt olabilir. Hikaye, sıradan bir lisede okuyan üç kız arkadaşın (Yuko, Mio ve Mai) ve bir dahi profesör olan 8 yaşındaki Shinonome Nano'nun etrafında dönüyor. Nano'nun arkasında bir anahtar var ve bu anahtar yüzünden sürekli sorun yaşıyor. Bir de konuşan bir kedi var, Sakamoto. Anlatabiliyor muyum, anime baştan aşağı saçmalık! Ama işte bu saçmalıklar o kadar komik ki, insan kendini gülmekten alamıyor. Mesela bir bölümde Nano, kolunu kaldırırken roket motorları devreye giriyor ve kız uçmaya başlıyor. Ya da Mio, sürekli yaoi çizimleri yapıyor ve bundan dolayı çok utanıyor. Mai ise zaten başlı başına bir gizem, ne yaptığı belli değil.
Bu animeyi izlerken mantığı bir kenara bırakmak gerekiyor. Çünkü mantık ararsan hiçbir şey anlamazsın. Sadece akışına bırakacaksın kendini ve o absürt dünyanın içine dalacaksın. Animenin çizimleri de çok kendine özgü, karakterlerin yüz ifadeleri falan çok komik. Müzikleri de tam animenin havasına uygun, böyle insanı coşturan, enerji veren parçalar.
Ruhsal Not: "Nichijou", hayatın aslında ne kadar saçma ve komik olabileceğini gösteriyor. Bazen her şeyi çok ciddiye alıyoruz ama aslında biraz rahatlamak ve eğlenmek gerekiyor. Bu anime, bize o rahatlığı ve eğlenceyi sunuyor.
Perde Aralığı: Canın sıkkın olduğunda veya sadece gülmek istediğinde bu animeyi aç. Özellikle absürt komedi seviyorsan, bu animeye bayılacaksın. Ama uyarmadı deme, izlerken kahkahalarından komşuların rahatsız olabilir!
3. Cromartie High School
Şimdi de "Cromartie High School" diye bir anime var, o da tam kafa anime. Bu anime, Takashi Kamiyama adında normal bir lise öğrencisinin, Japonya'nın en belalı liselerinden biri olan Cromartie Lisesi'ne gitmesiyle başlıyor. Amaç ne, ders çalışmak mı? Yok abi, burada herkes bir alem. Okulda Freddy Mercury kılıklı bir tip var, mekanik bir goril var, bir de sürekli susan bir öğrenci var. Kamiyama, bu manyakların arasında hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan da okulun düzenini sağlamaya çalışıyor. Ama tabii ki işler pek yolunda gitmiyor.
Bu animeyi izlerken sürekli "Bu ne saçmalık ya?" diye söyleniyorsun ama bir yandan da gülmekten kırılıyorsun. Çünkü karakterlerin davranışları o kadar absürt ki, insan şaşırmaktan kendini alamıyor. Mesela bir bölümde Freddy Mercury, okulun bahçesinde konser veriyor ve bütün öğrenciler coşuyor. Ya da mekanik goril, okulun basketbol takımına katılıyor ve takım şampiyon oluyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir delilik!
Ruhsal Not: "Cromartie High School", farklılıkların aslında ne kadar güzel olabileceğini gösteriyor. Herkesin kendine özgü bir tarzı var ve bu tarzlar bir araya geldiğinde ortaya inanılmaz şeyler çıkabiliyor. Bu anime, bizi farklılıklara saygı duymaya ve onları kucaklamaya teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Kendini farklı hissettiğin zamanlarda veya sadece biraz motivasyona ihtiyacın olduğunda bu animeyi aç. Bu anime, sana "Boş ver millet ne der, sen kendin ol!" mesajını veriyor.
4. Sakamoto desu ga? (Haven't You Heard? I'm Sakamoto)
"Sakamoto desu ga?", yani "Duymadın mı? Ben Sakamoto!" da tam bir karizma abidesi olan Sakamoto'nun hikayesini anlatıyor. Sakamoto, gittiği her yerde olay oluyor. Çünkü adam o kadar cool ki, ne yapsa karizmatik duruyor. Mesela tebeşir tozunu silkeleyişi bile olay. Kızlar ona hasta, erkekler onu kıskanıyor. Ama Sakamoto, hiçbirine aldırmıyor. O sadece kendi tarzında yaşamaya devam ediyor.
Bu animeyi izlerken Sakamoto'nun karizmasına hayran kalıyorsun. Adam her durumda nasıl bu kadar cool kalabiliyor, insan aklı almıyor. Mesela bir bölümde Sakamoto, okulun çatısında rüzgarda saçlarını savurarak kitap okuyor. Ya da bir başka bölümde, yangın merdiveninden inerken sanki defileye çıkmış gibi yürüyor. Anlatabiliyor muyum, adam her şeyiyle olay!
Ruhsal Not: "Sakamoto desu ga?", özgüvenin aslında ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Kendine güvenen bir insan, her durumda başarılı olabilir. Bu anime, bizi kendimize güvenmeye ve kendi tarzımızı yaratmaya teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Kendini özgüvensiz hissettiğin zamanlarda veya sadece biraz ilham almak istediğinde bu animeyi aç. Bu anime, sana "Kendine inan ve hayallerinin peşinden git!" mesajını veriyor.
5. Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge (Tanaka-kun is Always Listless)
Şimdi de tembellik konusunda level atlamış bir karakterle tanışıyoruz: Tanaka-kun. "Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge", sürekli uykusu gelen ve hiçbir şey yapmak istemeyen Tanaka'nın hikayesini anlatıyor. Tanaka, okulda bile uyumaya çalışıyor ve arkadaşı Ohta, ona bu konuda yardımcı oluyor. Ohta, Tanaka'yı sırtında taşıyor, ona yemek getiriyor, hatta ders notlarını bile ona veriyor. Anlatabiliyor muyum, Ohta tam bir fedakar arkadaş!
Bu animeyi izlerken Tanaka'nın tembelliğine hayran kalıyorsun. Adam nasıl bu kadar rahat olabiliyor, insan aklı almıyor. Mesela bir bölümde Tanaka, okulun bahçesinde uyurken bir karınca yuvasına düşüyor ve Ohta onu kurtarıyor. Ya da bir başka bölümde, Tanaka derste uyurken rüya görüyor ve rüyasında bir tembellik olimpiyatlarına katılıyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir uyku festivali!
Ruhsal Not: "Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge", bazen sadece dinlenmenin ve rahatlamanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Sürekli koşturmak ve çalışmak zorunda değiliz, bazen sadece uyumak ve hayal kurmak da gerekiyor. Bu anime, bizi kendimize zaman ayırmaya ve rahatlamaya teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Kendini yorgun ve bitkin hissettiğin zamanlarda veya sadece biraz kafa dinlemek istediğinde bu animeyi aç. Bu anime, sana "Boş ver her şeyi, biraz uyu!" mesajını veriyor.
6. Arakawa Under the Bridge
"Arakawa Under the Bridge" tam bir garabetler geçidi! Hikaye, zengin bir ailenin oğlu olan Kou Ichinomiya'nın, Arakawa Nehri kıyısında yaşayan tuhaf insanlarla tanışmasıyla başlıyor. Kou, bir kaza sonucu nehre düşüyor ve bir kız tarafından kurtarılıyor. Bu kız, kendini Venüs'ten geldiğini iddia ediyor ve Kou, ona aşık oluyor. Kou, bu kızla birlikte yaşamak için nehir kıyısına yerleşiyor ve orada birbirinden tuhaf insanlarla tanışıyor. Bir samuray var, bir rahibe var, bir de yıldız maskesi takan bir adam var. Anlatabiliyor muyum, ortam tam bir tımarhane!
Bu animeyi izlerken sürekli "Bu ne biçim insanlar ya?" diye söyleniyorsun ama bir yandan da gülmekten kırılıyorsun. Çünkü karakterlerin davranışları o kadar absürt ki, insan şaşırmaktan kendini alamıyor. Mesela bir bölümde samuray, nehirde balık avlıyor ve yakaladığı balıkları kılıcıyla kesiyor. Ya da rahibe, kilisede rock müzik çalıyor ve bütün cemaat coşuyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir delilik!
Ruhsal Not: "Arakawa Under the Bridge", farklılıkların aslında ne kadar güzel olabileceğini gösteriyor. Herkesin kendine özgü bir tarzı var ve bu tarzlar bir araya geldiğinde ortaya inanılmaz şeyler çıkabiliyor. Bu anime, bizi farklılıklara saygı duymaya ve onları kucaklamaya teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Kendini farklı hissettiğin zamanlarda veya sadece biraz motivasyona ihtiyacın olduğunda bu animeyi aç. Bu anime, sana "Boş ver millet ne der, sen kendin ol!" mesajını veriyor.
7. Binbougami ga! (Good Luck Girl!)
"Binbougami ga!", yani "Şans Tanrıçası!" da tam bir enerji bombası olan Ichiko Sakura'nın hikayesini anlatıyor. Ichiko, doğuştan şanslı bir kız. Ama bu şans, diğer insanların şansını emdiği için, insanlar mutsuz oluyor. Bu yüzden, Şans Tanrısı Momiji Binboda, Ichiko'nun şansını dengelemek için dünyaya gönderiliyor. Momiji, Ichiko'nun şansını çalmaya çalışırken, bir yandan da Ichiko'ya yardım ediyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir karmaşa!
Bu animeyi izlerken Ichiko ve Momiji'nin arasındaki çekişmeye bayılıyorsun. İkisi de birbirinden farklı karakterler ve bu farklılıklar, ortaya inanılmaz komik anlar çıkarıyor. Mesela bir bölümde Ichiko, piyangodan büyük ikramiye kazanıyor ve Momiji, onun parasını çalmaya çalışıyor. Ya da bir başka bölümde, Ichiko bir yarışmaya katılıyor ve Momiji, ona kazanması için yardım ediyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir şans oyunu!
Ruhsal Not: "Binbougami ga!", şansın aslında ne kadar göreceli olduğunu gösteriyor. Bazen şanslı olduğumuzu düşünürüz ama aslında başkalarının şansını çalıyoruzdur. Bu anime, bizi başkalarının da şansını düşünmeye ve paylaşmaya teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Kendini şanssız hissettiğin zamanlarda veya sadece biraz enerjiye ihtiyacın olduğunda bu animeyi aç. Bu anime, sana "Şansını kendin yarat!" mesajını veriyor.
8. Gekkan Shoujo Nozaki-kun (Monthly Girls' Nozaki-kun)
Bu anime, lise öğrencisi Chiyo Sakura'nın, okulun popüler çocuğu Nozaki'ye aşık olmasıyla başlıyor. Chiyo, Nozaki'ye duygularını açmaya çalışırken, yanlışlıkla onun bir manga yazarı olduğunu öğreniyor. Nozaki, shoujo mangaları yazıyor ve Chiyo'dan ona yardım etmesini istiyor. Chiyo, Nozaki'ye yardım ederken, bir yandan da onunla yakınlaşmaya çalışıyor. Ama Nozaki, Chiyo'nun duygularından habersiz. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir aşk komedisi!
Bu animeyi izlerken Chiyo'nun Nozaki'ye olan aşkına hayran kalıyorsun. Kız ne kadar çabalasa da Nozaki bir türlü anlamıyor. Ama işte bu durum, animeyi daha da komik yapıyor. Mesela bir bölümde Chiyo, Nozaki'ye el yapımı bir kurabiye veriyor ve Nozaki, kurabiyeyi mangasında karakterlerin yediği bir yiyecek olarak kullanıyor. Ya da bir başka bölümde, Chiyo Nozaki'yle birlikte bir festivalde geziyor ve Nozaki, festivali mangasında bir sahne olarak kullanıyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir aşk oyunu!
Ruhsal Not: "Gekkan Shoujo Nozaki-kun", aşkın aslında ne kadar karmaşık olabileceğini gösteriyor. Bazen sevdiğimiz insanlara duygularımızı anlatmak çok zor olabilir. Bu anime, bizi cesur olmaya ve duygularımızı ifade etmeye teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Aşık olduğun zamanlarda veya sadece biraz romantizm istediğinde bu animeyi aç. Bu anime, sana "Aşk her zaman karmaşıktır ama her zaman güzeldir!" mesajını veriyor.
9. Sabagebu! - Survival Game Club!
"Sabagebu!", yani "Hayatta Kalma Oyunu Kulübü!" de tam bir aksiyon ve komedi dolu anime. Hikaye, lise öğrencisi Momoka Sonokawa'nın, yanlışlıkla Hayatta Kalma Oyunu Kulübü'ne katılmasıyla başlıyor. Momoka, şiddetten nefret eden bir kız ama kulüpteki kızlar tam birer savaşçı. Momoka, kulüpteki kızlarla birlikte hayatta kalma oyunlarına katılırken, bir yandan da kendini geliştirmeye çalışıyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir savaş alanı!
Bu animeyi izlerken Momoka'nın değişimine hayran kalıyorsun. Kız ne kadar nazik ve sevimli olsa da kulüpteki kızlarla birlikte savaşmayı öğreniyor. Ama tabii ki bu süreçte çok komik olaylar yaşanıyor. Mesela bir bölümde Momoka, bir hayatta kalma oyununda bir zombiye dönüşüyor ve kulüpteki kızları kovalamaya başlıyor. Ya da bir başka bölümde, Momoka bir keskin nişancı oluyor ve uzaktan düşmanları avlıyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir aksiyon filmi!
Ruhsal Not: "Sabagebu!", içimizdeki savaşçıyı keşfetmemizi sağlıyor. Bazen zor durumlarla karşılaştığımızda pes etmek yerine savaşmamız gerekiyor. Bu anime, bizi cesur olmaya ve zorlukların üstesinden gelmeye teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Kendini güçsüz hissettiğin zamanlarda veya sadece biraz aksiyona ihtiyacın olduğunda bu animeyi aç. Bu anime, sana "İçindeki savaşçıyı uyandır!" mesajını veriyor.
10. Barakamon
"Barakamon", genç bir kaligraf olan Seishuu Handa'nın, bir sergi sırasında yaşlı bir kaligrafi ustasını yumrukladıktan sonra cezalandırılmasıyla başlıyor. Handa, cezası olarak Japonya'nın ücra bir adasına gönderiliyor. Handa, adada yaşayan insanlarla tanışırken, bir yandan da kaligrafisini geliştirmeye çalışıyor. Ama adadaki çocuklar, Handa'yı rahat bırakmıyor. Özellikle Naru adında küçük bir kız, Handa'nın hayatını değiştiriyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir hayat dersi!
Bu animeyi izlerken Handa'nın değişimine hayran kalıyorsun. Şehir hayatına alışkın olan Handa, adada yaşayan insanlarla birlikte yaşamayı öğreniyor. Adadaki çocuklar, Handa'ya hayatın anlamını öğretiyor. Mesela bir bölümde Handa, Naru ile birlikte denize gidiyor ve denizin güzelliğine hayran kalıyor. Ya da bir başka bölümde, Handa adadaki yaşlılarla birlikte bir festivalde dans ediyor ve adanın kültürünü öğreniyor. Anlatabiliyor muyum, anime tam bir huzur kaynağı!
Ruhsal Not: "Barakamon", hayatın aslında ne kadar basit olabileceğini gösteriyor. Bazen şehir hayatının karmaşasından uzaklaşmak ve doğayla iç içe yaşamak gerekiyor. Bu anime, bizi doğaya dönmeye ve hayatın küçük zevklerinin tadını çıkarmaya teşvik ediyor.
Perde Aralığı: Kendini stresli ve yorgun hissettiğin zamanlarda veya sadece biraz huzur istediğinde bu animeyi aç. Akşam üzeri, hafif bir meltem yüzüne vururken, deniz kokusuyla birlikte bu animeyi izlemek... İşte o an, hayatın anlamını bulacaksın. Belki de bir sonraki tatilinde sen de böyle sakin bir adaya gitmek istersin, kim bilir?
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!